Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Saraylar İdaresi Başkanlığı Resim Müzesi Restorasyon Sonrası Açılış Programı’na katıldı Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Saraylar İdaresi Başkanlığı Resim Müzesi Restorasyon Sonrası Açılış Programı’na katıldı için yorumlar kapalı 88794

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Saraylar İdaresi Başkanlığı Resim Müzesi Restorasyon Sonrası Açılış Programı’nda yaptığı konuşmada, “Yeni dönemde karada ve havada yürüttüğümüz vatan savunmamızı, denizde mavi vatanı olduğu gibi, dijital dünyada siber vatanı da içine alacak şekilde genişleteceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı Veliaht Dairesi’nde Millî Saraylar İdaresi Başkanlığı Resim Müzesi Restorasyon Sonrası Açılış Programı’na katıldı.

Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Sarayların envanterinde yer alan yaklaşık 3 bin tablo arasından seçilen 533 eserin yer aldığı sergiyi, Türkiye’nin sanat zenginliğini göstermesi açısından önemli gördüğünü belirterek serginin hazırlanmasında emeği geçenleri tebrik etti.

“SANAT ESERLERİ BİR MEDENİYETİN ASIRLAR BOYUNCA AYAKTA KALAN EN ÖNEMLİ SEMBOLLERİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de uzunca bir süre resim yerine minyatür sanatının ön planda olduğunu, hat ve tezhip gibi sanatlarda da fevkalade ilerleme sağlandığını dile getirerek, Rönesans’la birlikte Avrupa’da büyük sıçrama gösteren resim sanatının, bir süre sonra Osmanlı Sarayı ve çevresinde de popülerlik kazandığını, bu gelişmede, Türkiye’ye Batılı ressamlar yanında önce askerî okullarda, sonra Sanayi-i Nefise Mektebinde yetişen Türk ressamlarının da büyük katkısı bulunduğunu anlattı.

Sergide eserleri yer alan değerli ressamların Türkiye’de bu sanat dalında önemli bir tarihî miras oluşturmasında katkı sağladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Hatta Cumhuriyet döneminde, Osmanlı devrindeki kadar çok ve başarılı ressam yetiştirmekte zorlandığımız da söylenebilir. Sadece resimde değil, mimaride de benzer bir durum söz konusudur. Şu anda içinde bulunduğumuz Dolmabahçe Sarayı Veliaht Dairesi, bu güzel mimari örneklerden biridir. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki gayretlerin ardından uzunca bir süre özensiz, plansız ve çirkin bir şehirleşme süreci yaşadık. Sanatın ve kültürün her alanına yayılan çölleşmenin yol açtığı tehditlerle hep birlikte mücadele ettik. Son dönemde Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin modern bir yorumu olarak nitelendirebileceğimiz yeni bir mimari üslubu ülkemizde yerleştirmeye çalışıyoruz. Aynı şekilde diğer alanlarda da benzer gayretler içindeyiz. Tabii ecdadın bize bıraktığı, her biri bir sanat eseri olan ahşap ve taş evlerinden Topkapı Sarayı ve Dolmabahçe Sarayına kadar uzanan mimari mirasa baktığımızda, kaybettiğimiz zamana hayıflanmamak elde değildir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sanat eserlerinin bir medeniyetin asırlar boyunca ayakta kalan en önemli sembolleri olduğunun altını çizerek, tarih boyunca bu topraklarda yaşamış tüm medeniyetlerin geride bıraktığı eserlerin zenginlik olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Evet, Göbeklitepe de bizimdir, Efes de bizimdir, Ahlat da bizimdir, Söğüt de bizimdir, İstanbul da bizimdir, Ankara da bizimdir. Hepsine de sahip çıkacağız, hepsini de koruyup gelecek nesillere bırakacağız. Sahip olduğumuz bu mirasa layık olabilmenin yolu ise, daha iyisini, daha güzelini, daha estetiğini, daha görkemlisini yapmaktan geçiyor” dedi.

Toplumların asıl zenginliğinin, medeniyete yaptıkları katkıyla ölçüldüğünü işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, adı sanı unutulmuş nice toplumun, geride bıraktığı eserleriyle hâlâ kendini yaşatabildiğini aktardı.

“TÜRKİYE MARUZ KALDIĞI FİZİKİ SALDIRILARIN DAHA BETERİNİ MEDENİYETİNE YÖNELİK OLARAK YAŞAMIŞTIR”

“Mimarımızın, yazarımızın, müzisyenimizin, ressamımızın, tiyatrocumuzun başarısına göre dünyada yer edinebilir, ses getirebiliriz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bu bakımdan, bir dönem yaşadığımız tüm sıkıntılara rağmen, hamdolsun başımızı dik, yüzümüzü ak edecek bir birikime sahibiz. Bize düşen görev, resim alanındaki örneklerinin bir kısmını burada gördüğümüz bu birikimi daha ileriye taşıyacak kültür, sanat, medeniyet iklimini oluşturmaktır. Bunun için iktidarlarımız döneminde en çok hayıflandığım hususlardan birinin kültür alanında arzu ettiğimiz gelişmeyi gösterememiş olduğunu söylüyorum. Dünyada siyasi ve ekonomik güç dengelerinin yeniden biçimlendiği bir döneme girerken, üzerinde en çok durmamız gereken hususların kültür, eğitim ve aile olduğuna inanıyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bağımsız Kenya devletinin ilk başkanı Kenyatta’nın “Misyonerler Afrika’ya geldiğinde bizim topraklarımız, onların İncili vardı. Gözlerimizi kapatıp dua edelim dediler. Gözlerimizi tekrar açtığımızda, bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı” sözünü hatırlatarak, “Açık konuşmak gerekirse, kültür ve sanat, ülkelerin işgalinde, toplumların ele geçirilmesinde, görünmeyen ordular olarak kullanılmıştır. Şayet güçlü ve yaşayan bir medeniyet zenginliğine sahip değilseniz, kendinizi bir anda Kenyatta’nın sözünü ettiği konumda bulmanız kaçınılmazdır” uyarısında bulundu.

Türkiye’nin, maruz kaldığı fiziki saldırıların daha beterini medeniyetine yönelik olarak yaşadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osmanlı döneminden başlayan ve Cumhuriyet devrinde hızlanarak süren bu sürecin sancılarını, merhum Mehmet Akif Ersoy başta olmak üzere pek çok fikir adamının eserlerinde en çarpıcı haliyle görülebileceğini kaydetti.

“Tarihi ve kültürüyle bağı koparılmak için içeriden ve dışarıdan bu derece uğraşılmış bir başka millet var mıdır, bilmiyorum?” sorusunu soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu süreçte aldığımız yaralar elbette oldu. Ama hamdolsun, mayası sağlam bir millet olduğumuz için, her şeye rağmen ayakta kalmayı başardık” ifadesini kullandı.

“ARTIK ÜLKELERİN EGEMENLİK HAKLARI, FİZİKİ SINIRLARINDAN ZİYADE DİJİTAL DÜNYADA SALDIRI ALTINDA BULUNUYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni bir devrin, dijital çağın başladığını açıklayarak bu çağın ham maddesinin veri olduğunu, veriyi elinde tutanların demokrasiyi, hukuku, her türlü hak ve özgürlüğü hiçe sayarak kendi dijital diktatörlüklerini kurabildiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, değerlendirmelerine şöyle devam etti: “Siber dünyanın, Amerika’nın kuruluş dönemindeki ‘vahşi batıyı’ hatırlatan kurallarıyla insanlığı tehdit eder hâle gelmesi, tesadüf değil bilinçli bir tercihtir. Geride işin kontrolünü elinde tutanlar, bu kaosu diledikleri gibi yönlendirebilme, siyasi, sosyal, ekonomik sonuçlara tahvil etme imkânına sahiptir. Bu, hiçbirimizin görmezden gelemeyeceği kadar büyük bir tehdittir. Çünkü artık ülkelerin egemenlik hakları, fiziki sınırlarından ziyade dijital dünyada saldırı altında bulunuyor. Biz, ülkemizin karşı karşıya kaldığı kimi dayatmaları ‘dijital faşizm’ olarak tanımladığımızda, birileri bundan rahatsız olmuştu. Son günlerde yaşananlar, bu faşizmin cüretkârlığının nerelere kadar uzanabileceğini göstermiştir. Bunun için yeni dönemde karada ve havada yürüttüğümüz vatan savunmamızı, denizde mavi vatanı olduğu gibi, dijital dünyada siber vatanı da içine alacak şekilde genişleteceğiz. Siber vatana sahip çıkmanın bir tarafında teknik altyapı varsa, diğer tarafında da içerik üretimi bulunuyor. Eğer biz, kendi vatandaşlarımızdan başlayan siber dünyadaki her bireye hitap edecek, onları kendi mecralarımıza çekecek içerik üretemezsek, bu savunma hattını korumakta başarılı olamayız. Müziğinden resmine, sinema ve dizisinden grafiğine kadar tüm dallarıyla sanat, bu içerik üretiminin en kritik bölümüdür.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelecek dönemde siber vatana hem teknik altyapıyı güçlendirerek hem ilhamını kendi medeniyetinde alan içerik üreterek sahip çıkmakta kararlı olduklarını vurguladı.

“SAHİP OLDUĞUMUZ KÜLTÜR VE SANAT POTANSİYELİNİ HAREKETE GEÇİRME KONUSUNDA ACELE ETMEMİZ GEREKİYOR”

“Türkiye olarak elimizdeki medeniyet birikimini, sahip olduğumuz kültür ve sanat potansiyelini harekete geçirme konusunda acele etmemiz gerekiyor” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel düzendeki değişimde Türkiye’yi hak ettiği yere getirmek için öncelikle bu meseleyi çözmek gerektiğini kaydetti.

Medeniyetlerin bir anda yükselişe geçmeyeceğini, bir anda da yıkılmayacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Sanatın, kültürün, ilmin gelişmesi bir iklim meselesidir. Kültür ve sanatta etkileşim elbette olacaktır, ama biz uzunca bir dönem tek taraflı dayatmaya maruz kaldık. Sadece kopya çekerek, sadece taklit ederek, sadece öykünerek özgün eserler ortaya konamayacağı gerçeği nihayet kabul edilmeye başlandı. Bugün kendi tarihimizi, kendi kültürümüzü konu edinen dizilerimiz dünyanın dört bir yanında ilgiyle takip ediliyorsa, doğru yolda ilerliyoruz demektir. Geleneksel sanatlarımız yeni nesiller arasında giderek daha çok benimseniyorsa, umut kapıları açık demektir. Medeniyet mirasımızı ayağa kaldıracak çalışmalar giderek yoğunlaşıyor, işte burada olduğu gibi hasılaları ortaya çıkmaya başlıyorsa, önümüz aydınlık demektir. Tabii burada önemli olan önce kendi evlatlarımızın, ardından tüm dünyadaki yaşıtlarının gönlünü, ruhunu, dimağını doyuracak kalitede işler ortaya koyabilmektir. Bunu da medeniyetimizin ‘kalb-i selim, zevk-i selim, akl-ı selim’ diye ifade ettiğimiz üç sacayağı üzerinde gerçekleştireceğiz. Kendi ruh ve fikir dünyalarındaki eziklik duygusunu, geçmişlerini kötüleyerek örtme gayretinde olanlara rağmen, inşallah bunu başaracağız.”

Sergilenecek eserlerin Topkapı Sarayı’nın depolarından çıkartılan eserler olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu eserlere hamdolsun sahip çıkmanın bahtiyarlığı, mutluluğu içerisindeyiz. Daha niceleri var. Açılışını yaptığımız resim sergisinin bu bakımdan hepimize moral ve ilham vereceğine inanıyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eserlerin depodan çıkartılarak sergilenmesinde emeği geçen ekibe özellikle teşekkür ederek sergide resmi yer alan ressamları da tazimle yâd etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının ardından Millî Saraylar İdaresi Başkanı Yasin Yıldız tarafından üzerine Ayasofya Camii, Fatih Sultan Mehmet Han ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın resimleri işlenmiş porselen anı tabağı hediye etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra kurdele kesmek suretiyle serginin açılışını gerçekleştirdi.

Previous ArticleNext Article

Dev yatırımlar | Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez : Söğüt’te altın kaynağı tespit edilen sahayı inceledi Dev yatırımlar | Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez : Söğüt’te altın kaynağı tespit edilen sahayı inceledi için yorumlar kapalı 55676

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, “Bundan 20 yıl önce birkaç kilogram mertebesinde olan altın üretimini artık tonlarla ifade ediyoruz. Hedefimiz, 5 yıl içerisinde yıllık 100 ton üretime ulaşmak ve böylece dünyada 100 tonun üzerinde üretim yapan 10 ülke arasına girmek.” dedi.

Bakan Dönmez, Bilecik’in Söğüt ilçesinde altın kaynağı tespit edilen Gübretaş’a ait sahada gazetecilere yaptığı açıklamada, bölgede çok önemli bir rezervin bulunduğunu hatırlattı.

Özellikle son 5 yılda gerek Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) gerekse özel sektör eliyle yaklaşık 400 ton üretilebilir nitelikte altın rezervi keşfedildiğini belirten Dönmez, “Bunları şu anda özel sektör eliyle üretime aldığımız yerlerimiz var.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin geçen yıl 42 tonluk rakamla altın üretiminde bir rekor kırdığını vurgulayan Dönmez, şöyle devam etti:

“Bundan 20 yıl önce birkaç kilogram mertebesinde olan altın üretimini artık tonlarla ifade ediyoruz. Hedefimiz, 5 yıl içerisinde yıllık 100 ton üretime ulaşmak ve böylece dünyada 100 tonun üzerinde üretim yapan 10 ülke arasına girmek. Geçen yıl çok sevinerek söyleyemeyeceğimiz bir başka rekorumuz daha vardı; altın ithalatında önemli bir rekor kırıldı ve neredeyse 25 milyar dolarlık altın ithalatı söz konusu oldu.”

“İlk altın üretimi, en geç 2023 yılında”

Dönmez, zanaatkarlar sayesinde ham altının işlenip Türkiye’den dünyaya ihraç edildiğini, geçen yıl 42 tonluk altın üretimiyle ekonomiye yaklaşık 2,5 milyar dolarlık katkı sağlandığını dile getirdi.

Söğüt’te tespit edilen altın kaynağına ilişkin bilgi veren Dönmez, şunları kaydetti:

“İnşallah 2022 yılı sonuna kadar, en geç 2023 yılında bu sahadan ilk altın üretimini gerçekleştireceğiz. Hem açık işletme olacak hem de yer altı işletmesi şeklinde planlanıyor. Burada 1,92 milyon onsluk üretilebilir rezerv var. Başka bir ifadeyle 60-65 tonu kesin olmakla birlikte bu ilave keşiflerle, sondajlarla 100 tona kadar çıkabilecek bir potansiyelden bahsediyoruz. Son derece modern, çevre kurallarına uygun ve saygılı bir işletmecilik planlanıyor. İşletmede 800-1000 kişi doğrudan istihdam söz konusu. Türkiye artık eskisi gibi değil, altın madenciliği işletmeciliğinde dünyaya örnek işletmelere sahip bir ülke. İnşallah burada en kısa sürede başta yöre halkına olmak üzere milletimize bu ekonomik rezervi katmanın sevincini birlikte yaşayacağız.”

Dönmez, daha sonra Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu ve beraberindekilerle sahada incelemelerde bulunarak yetkililerden bilgi aldı.

Dev yatırımlar | Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu, Malatya Havalimanı Yeni Terminal Binası Temel Atma törenine katıldı Dev yatırımlar | Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu, Malatya Havalimanı Yeni Terminal Binası Temel Atma törenine katıldı için yorumlar kapalı 67551

“YILLIK YOLCU KAPASİTESİNİ 2,5 MİLYON YOLCUYA ÇIKARACAĞIZ”

Bakan Karaismailoğlu, Malatya Havalimanı Yeni Terminal Binası Temel Atma törenine katıldı

Karaismailoğlu, “Yıllık yolcu kapasitesini 1 milyon 200 bin yolcudan 2,5 milyon yolcuya çıkaracağız. Malatya havayolu taşımacılığı ve trafiğinde çok daha önemli bir konum üstlenecek. Malatya’ya gelen yerli ve yabancı ziyaretçi sayısında artış sağlayarak bölge turizminin gelişmesine katkı sağlayacak ve ticaret faaliyetlerini daha da hareketlendirecek” dedi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, bir dizi ziyaret ve incelemede bulunmak için Malatya’ya gitti. Malatya Havalimanı Yeni Terminal Binası Temel Atma törenine katılan Karaismailoğlu, burada yaptığı konuşmada Malatya’da 1 milyon 200 bin olan yıllık yolcu kapasitesini 2,5 milyon yolcuya çıkaracaklarını aktardı.

“Türkiye bugün ulaşımın her modunda dünyada ve bölgesinde lojistik süper güç haline geldi”

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak Türkiye’nin dünyanın en büyük ekonomileri arasına girmesi hedefi doğrultusunda, dev projelerimizi bir bir hayata geçirdiklerini ifade eden Bakan Karaismailoğlu, Türkiye’nin bugün ulaşımın her modunda dünya ölçeğinde altyapı projelerini hayata geçirerek, dünyada ve bölgesinde bir lojistik süper güç haline geldiğini bildirdi.

Karaismailoğlu, şunları söyledi:

“Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarıyla 2003 yılında başlayan havayolu yatırımları, bu alanda tüm Türkiye de olduğu gibi Malatya’da da çok önemli gelişmeleri beraberinde getirdi. 2003 yılında 89 bin olan havayolu yolcu sayısı 2019 yılında 750 bine yükseldi. 2020 yılında korona virüs salgınına rağmen 478 bin 546’ya ulaştı. Malatya son 19 yılda çok önemli gelişmeler kaydetti. Ekonomisi büyüdü, refahı arttı ve daha fazlasına ihtiyaç duydu.”

“Yıllık yolcu kapasitesini 1 milyon 200 bin yolcudan 2,5 milyon yolcuya çıkaracağız”

Yolcu hizmetinde istenilen hizmet kalitesine ulaşılabilmesi için günümüz şartlarına uygun Malatya’ya yakışan yeni bir terminal binasının inşasına karar verdiklerini aktaran Bakan Karaismailoğlu, açıklamalarına şu şekilde devam etti:

“Malatya’ya 9 bin 625 metrekare olan mevcut terminal binasının yanına 26 bin 765 metrekare büyüklüğünde yeni bir terminal binası kazandıracağız. Yıllık yolcu kapasitesini 1 milyon 200 bin yolcudan 2,5 milyon yolcuya çıkaracağız. Sadece terminal binası yapmakla kalmayacak; 2 bin 495 metrekare büyüklüğünde Isı ve Güç Merkezi Binası, 112 metrekare Apron Bariyer Binası, Havalimanı Giriş Nizamiye Binası, Havalimanı İç Bağlantı Yolları, 301 araçlık otopark, arıtma tesisi ve 48 bin 900 metrekarelik Apron ve Yer Hizmetleri Araç Sahası’nı da inşa edeceğiz. 7. Ana Jet Üs Komutanlığına ait; Akaryakıt Hizmetleri Takım Komutanlığı Binası ve Nizamiye Binası da yapacağız.”

Bakan Karaismailoğlu, Malatya ziyareti kapsamında Malatya Çevre Yolu Şantiyesini de ziyaret edip, brifing aldı. Karaismailoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da video konferans yöntemi ile katılacağı Tohma Köprüsü’nün de açılışını gerçekleştirecek.

Send this to a friend