Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan yeni yıl mesajı Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan yeni yıl mesajı için yorumlar kapalı 88798

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni yıl dolayısıyla yayımladığı mesajında, yeni yılın Türkiye, bölge ve dünyadaki tüm insanlar için hayırlara vesile olmasını dileyerek, “Ekonomimizi güçlendirecek, demokrasimizin, hak ve özgürlüklerin çıtasını yükseltecek reform hazırlıkları içindeyiz. İnşallah yeni yılla beraber artık son düzenlemelerini yaptığımız kapsamlı reform programlarımızı milletimizin takdirine sunacağız” dedi.

Yeni yıl dolayısıyla bir mesaj yayımlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni ümitler ve beklentilerle 2021 yılına girildiğini ifade ederek, yeni miladi yılın Türkiye, bölge ve dünyadaki tüm insanlar için hayırlara vesile olmasını diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2020 yılının Koronavirüs salgını başta olmak üzere pek çok zorlukla sınanan bir yıl olduğunu belirterek, tüm dünyayı etkisi altında alan Kovid-19 virüsünün, son bir asrın en büyük sağlık krizi olarak tarihe geçtiğini kaydetti.

“TÜRKİYE SALGININ EN KRİTİK EVRESİNİ EN AZ ZARARLA ATLATMAYI BAŞARDI”

Salgınla beraber maskeden solunum cihazına, sarf malzemelerinden ilaca kadar üretime dayalı her konuda dünyada çok ciddi sıkıntılar yaşandığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin salgının en kritik evresini, güçlü sağlık altyapısı ve vakitlice alınan tedbirler sayesinde en az zararla atlatmayı başardığını söyledi.

Türkiye’nin, Avrupa’daki toplam kapasiteye yaklaşan yoğun bakım yatak sayısı ve bir milyon 100 bini aşan sağlık ordusuyla süreci başarıyla yönettiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çok kısa sürede inşasını tamamlayıp hizmete sunduğumuz 1008’er yataklık iki acil durum hastanesiyle bu alanda yeni bir çığır açtık. Yine bu dönemde toplamda 16 bin yataklı 16 hastaneyi ve 10 ek hizmet binasını açarak, sağlık altyapımızı tahkim ettik” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin sosyal güvenlik sisteminin kuşatıcılığı sayesinde vatandaşların, kimi yerlerde olduğu gibi, çok ciddi tedavi faturalarıyla karşı karşıya kalmadığını, testten teşhis, tedavi ve ilaca kadar salgınla mücadele için gereken her türlü hizmeti vatandaşlara ücretsiz sunduklarını aktardı.

“TÜRKİYE’NİN BÜYÜMESİ İÇİN TER DÖKEN HİÇBİR VATANDAŞIMIZI SAHİPSİZ BIRAKMADIK”

Salgının yol açtığı ekonomik sıkıntıları hafifletmek amacıyla pek çok destek ve yardım paketini devreye aldıklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Zor günlerinde esnafımızı, çiftçimizi, üreticimizi, sanayicimizi, tüccarımızı; velhasıl Türkiye’nin büyümesi, güçlenmesi için ter döken, emek veren hiçbir vatandaşımızı sahipsiz bırakmadık. Her kesime yönelik hayata geçirdiğimiz özel programlarla ekonomimizi ayakta tuttuk. Sosyal koruma kalkanı çerçevesinde milletimize aktardığımız nakdi destek miktarı 45,5 milyar liraya yaklaştı. Bugüne kadar açıkladığımız destek ve paketlerin toplam ekonomik büyüklüğü millî gelirimizin yüzde 10’unu buldu. Sınırlarımız içinde tüm bu çalışmaları başarıyla yürütürken, yurt dışındaki vatandaşlarımızı da ihmal etmedik. Cumhuriyet tarihimizin en büyük tahliye operasyonunu gerçekleştirerek, 141 ülkeden 100 binden fazla vatandaşımızı ailelerine kavuşturduk. Yaşadıkları yerlerde tedavi imkânı bulamayan 233 insanımızı ambulans uçaklarla Türkiye’ye getirdik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır” tavsiyesine uyarak, 156 ülkeye ve 11 uluslararası kuruluşa da tıbbi malzeme desteği yaptıklarını da anımsattı.

Koronavirüs salgının bir süre daha etkisini sürdüreceğinin anlaşıldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, aşı tedariki ve geliştirilmesi çalışmalarına önem vererek, Türkiye’yi bu belirsiz geleceğe hazırladıklarını söyledi.

Yurt dışında geliştirilen aşılardan ilk partilerin Türkiye’ye gelmeye başladığını, test işlemlerinden sonra kısa sürede bunları hizmete sunulacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Salgın ortadan kalkana kadar, TAMAM diye sloganlaştırdığımız Temizlik, Maske, Mesafe tedbirlerine uymamız büyük önem arz ediyor. 83 milyon hep birlikte kurallara riayet ederek, Allah’ın izni ve inayetiyle, bu musibetin üstesinden geleceğimize inanıyorum” diye konuştu.

“AYASOFYA’YI ASLİ KİMLİĞİNE KAVUŞTURMANIN BAHTİYARLIĞINI YAŞADIK”

Kur’an-ı Kerim’in “Her zorlukla beraber bir kolaylığın” olduğuna dair müjde verdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Nitekim Koronavirüs salgınıyla mücadele ettiğimiz bu sancılı günlerde, millet olarak, Rabbimizin birçok müjdesine mazhar olduk. Uzun bir hasretin ardından Ayasofya’yı, Fatih Sultan Mehmet Han’ın vasiyetine uygun şekilde, 24 Temmuz Cuma günü dualar, niyazlar ve gözyaşları eşliğinde asli kimliğine kavuşturmanın bahtiyarlığını yaşadık. Ayasofya’nın ibadete açılması kararıyla Türkiye, sadece on yıllardır süren bir garabeti ortadan kaldırmamış, aynı zamanda iradesine vurulan bir zincirden de kurtulmuştur. Sümela Manastırı örneğinde olduğu gibi attığımız kimi adımlarla da, ülkemizin dini özgürlüklerle ilgili hiçbir sorununun olmadığını tüm dünyaya gösterdik. Rabbime, bizlere üstat Necip Fazıl’ın ifadesiyle ‘Ayasofya’yı aziz bir kitap gibi açma’ şerefini bahşettiği için sonsuz hamd ediyorum. Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi’nin ibadete açılmasının, milletimize, ümmete ve tüm insanlığa tekrar hayırlı olmasını diliyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte bir başka sevindirici haberin de Karadeniz’den geldiğini belirterek, Karadeniz’de 405 milyar metreküplük rezerviyle Türkiye tarihinin en büyük doğal gaz kaynağının keşfedildiğini, Doğu Akdeniz’de yürütülen sondaj çalışmalarından da güzel haberler almayı ümit ettiklerini söyledi.

Libya ve Dağlık Karabağ’da kazanılan zaferlerin de 2020 yılındaki diğer sevindirici gelişmeler arasında bulunduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Meşru hükûmetin davetine icabetle Libyalı kardeşlerimize sağladığımız destek, Libya’da emperyalist hevesleri kursaklarda bırakmıştır. Trablus’u darbecilerin eline düşmekten kurtararak, bu ülkede siyasi çözüm sürecinin de önünü açtık” sözlerine yer verdi.

“ATTIKLARI HER ADIMDA AZERBAYCANLI KARDEŞLERİMİZİN YANINDA YER ALIYORUZ”

“Dağlık Karabağ ve işgal altındaki Azerbaycan toprakları, ülkemizin maddi-manevi desteği sayesinde, hamdolsun 30 yıl sonra özgürlüğüne kavuştu” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak, Karabağ’daki gelişmeleri yakından takip ediyor, attıkları her adımda Azerbaycanlı kardeşlerimizin yanında yer alıyoruz. Buradan bir kez daha ülkeleri, toprakları, bağımsızlıkları için kahramanca mücadele eden Libyalı ve Azerbaycanlı şehitleri rahmetle yâd ediyorum. Dağlık Karabağ zaferinin milletimize, Türk dünyasına ve tüm Azerbaycan Türklerine hayırlı olmasını diliyorum” açıklamasında bulundu.

Koronavirüs salgının dünya genelinde yol açtığı kısıtlamalara rağmen, 2020 senesini, Türkiye’ye ve vatandaşlara hizmet yolunda, önemli programlarla, çalışmalarla, hizmetlerle değerlendirmeye çalıştıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt içinde 18 ayrı vilayete toplamda 25 ziyaret gerçekleştirdiğini, yurt dışında da 12 ayrı ülkeye 14 ziyarette bulunduğunu hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt içi ve yurt dışındaki programlarının yanı sıra Ankara ve İstanbul’da pek çok programa katıldığını, pek çok toplantı ve görüşme yaptığını belirterek, “Ayrıca videokonferans vasıtasıyla G-20 Zirvesi’nden, Başkanlığını Sayın Volkan Bozkır’ın yaptığı Birleşmiş Milletler 75’inci Genel Kurul görüşmelerine kadar birçok uluslararası toplantıya iştirak ettik. Katıldığımız tüm toplantılarda ülkemizin çıkarlarını savunmanın yanında batıda yükselen İslam düşmanlığını da gündeme getirdik. Her biri ülkemizin kalkınma yolculuğunda köşe taşı olan yatırım ve hizmetleri bu dönemde de sunmayı sürdürdük” dedi.

“BİRÇOK YATIRIMI ÜLKEMİZE KAZANDIRMANIN HEYECANINI YAŞADIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Savunma sanayiinden kültür ve sanata, tarımdan dış ticarete, ulaşımdan enerjiye birçok yatırımı ülkemize kazandırmanın heyecanını yaşadık. Ülkemizin maruz kaldığı tabi afetlerde devlet olarak tüm imkânlarımızla vatandaşlarımızın yardımına koştuk. Hem enkazın kaldırılması, hem zararların telafisi hususunda en küçük bir eksikliğe, haksızlığa, gecikmeye mahal vermedik. Üçüncü çeyrekte elde ettiğimiz yüzde 6,7’lik büyüme oranını, hem bu çabalarımızın, hem ülkemizin bu süreçteki başarısının, hem de yeni dönemdeki güçlü potansiyelinin bir işareti olarak görüyoruz” diye konuştu.

Ekonomiyi güçlendirecek, demokrasi, hak ve özgürlüklerin çıtasını yükseltecek reform hazırlıkları içinde bulunduklarına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni yılla beraber son düzenlemelerini yaptıkları kapsamlı reform programlarını milletin takdirine sunacaklarını açıkladı.

“Ülkemize ve milletimize hizmet yolunda engel tanımadık, tanımıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni yıl mesajını şöyle tamamladı: “Son 18 yıldır olduğu gibi 2021 senesinde de inşallah ‘Aşkınan çalışan yorulmaz’ inancıyla çalışmaya, koşturmaya devam edeceğiz. Milletimin her bir ferdinden, yılbaşı gecesi başta olmak üzere, her gün ve hayatlarının her anında kurallara uyarak, ülkemizin salgın musibetinin üstesinden bir an önce gelme mücadelesine destek vermelerini istiyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle salgın, deprem, çığ ve sel felaketi başta olmak üzere, geride bıraktığımız dönemde dar-ı bekaya uğurladığımız kardeşlerimizi; vatanımızın bekası için gözlerini kırpmadan ölüme yürüyen kahraman şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, gazilerimize sıhhat ve afiyet diliyorum. Yeni yılın ülkemize, bölgemize ve dünyamıza güvenlik, huzur, mutluluk, sağlık ve refah getirmesini temenni ediyorum. Hepinize bir kez daha selamlarımı, saygılarımı sunuyorum.”

Previous ArticleNext Article

Dev yatırımlar |Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Uzay Programı’nı açıkladı Dev yatırımlar |Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Uzay Programı’nı açıkladı için yorumlar kapalı 88008

 

“Haberleşme uydularını kendi imkânlarımızla üreterek, bu kabiliyete sahip 10 ülkeden biri olmakta kararlıyız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Uzay Programı Tanıtım Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Gözlem uydularında kazandığımız tecrübeyle, haberleşme uydularını da kendi imkânlarımızla üreterek, bu kabiliyete sahip 10 ülkeden biri olmakta kararlıyız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Millî Uzay Programı Tanıtım Toplantısı’na katılarak, Türkiye’nin Millî Uzay Programı’nı açıkladı.

Millî Uzay Programı’nın Türkiye’nin uzaydaki yol haritası olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küresel uzay yarışında ülkemizi üst liglere taşıyacak bu yol haritasının başarıyla hayata geçmesini diliyorum” dedi.

“UZAY ÇALIŞMALARINDA İNSAN KAYNAĞI, TASARIM VE MÜHENDİSLİK KABİLİYETLERİ AÇISINDAN ÇOK DAHA GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE VAR”

“Paylaşacağımız hedefler bir hayal ürünü değil, havacılık ve uzay teknolojilerinde bugüne kadar başardıklarımızın bir üst noktaya taşınmasıdır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 18 yılda oluşturulan altyapı yatırımlarıyla bugün uzay çalışmalarında insan kaynağı, tasarım ve mühendislik kabiliyetleri açısından çok daha güçlü bir Türkiye bulunduğunu söyledi.

Türkiye’yi kendi uydularını geliştirebilen, üretebilen, test edebilen bir seviyeye çıkardıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun ilk örneğinin GÖKTÜRK-2 uydusu olduğunu, şimdi de sırada gece ya da gündüz fark etmeden her türlü hava şartında yüksek çözünürlüklü görüntü elde edebilecek GÖKTÜRK-3 uydusunun bulunduğunu açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜBİTAK Uzay tarafından geliştirilen, ilk yerli ve millî yüksek çözünürlüklü yer gözlem uydusu İMECE’nin de entegrasyon işlemlerinin tamamlandığını, testlerinin sürdüğünü bildirerek, bu uydunun da 2022 yılında uzaya fırlatılacağını kaydetti.

İMECE yörüngeye yerleştiğinde, tüm kurumların görüntü ihtiyacını karşılayacak metre altı çözünürlükteki ilk millî gözlem uydusu olacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gözlem uydularında kazandığımız tecrübeyle, haberleşme uydularını da kendi imkânlarımızla üreterek, bu kabiliyete sahip 10 ülkeden biri olmakta kararlıyız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen aybaşında uzaya fırlatılan TÜRKSAT 5-A uydusuyla faal haberleşme uydularının sayısının dörde yükseldiğini, yerli ve millî imkânlarla üretilecek ilk haberleşme uydusu TÜRKSAT 6-A’nın da 2022’de uzaydaki yörüngesine yerleştirileceğini söyledi.

Türkiye’nin uydu teknolojilerinin alt bileşenleri ve yazılımlarını üretmek noktasında da yoğun çalışmalar içinde olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yüksek çözünürlüklü uzay kamerası, yeni nesil uçuş bilgisayarı ve yazılımları, elektrikli itki motoru, yönlendirilebilir anten, tepki tekeri, yıldız izler, güneş algılayıcı gibi birçok kritik alt sistemi, özgün olarak geliştirip ürettik. Önümüzdeki süreçte, Türk mühendislerinin yerli yazılımlarıyla birlikte, uydulardan elde ettiğimiz bilgilerin güvenliğini de tamamen sağlamış olacağız” açıklamasında bulundu.

“UZAY SİSTEMLERİ ALANINDA MONTAJ, ENTEGRASYON VE TEST HİZMETLERİ SAĞLAYAN ULUSLARARASI BİR OYUNCU KONUMUNDAYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin uzay alanındaki kurumsal kapasitesine büyük önem verdiklerini, modern altyapılan sayesinde roket, uydu, yer sistemlerinde fikirden ürüne kadar ihtiyaç duyulan tüm imkanları sağlayabildiklerini anlatarak, TÜBİTAK Uzay, TÜBİTAK SAGE, DELTA-VE, ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, TÜRKSAT ve İTÜ başta olmak üzere, birçok kuruluşun altyapılarında önemli projeler yürütüldüğünü aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Uzay ve roket test merkezlerimiz, uzay sistemleri tasarım ve test laboratuvarlarımız, uydu haberleşme ve uzaktan algılama araştırma merkezlerimiz, yer kontrol istasyonlarımız, optik sistemler araştırma ve uygulama altyapılarımızla her geçen gün daha yetkin hâle geliyoruz. Artık, uzay sistemleri alanında montaj, entegrasyon ve test hizmetleri sağlayan uluslararası bir oyuncu konumundayız” ifadelerini kullandı.

Çok az sayıda gelişmiş ülkenin sahip olduğu Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi’nin 2015 yılından beri faal olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, uydu bileşenlerinin radyasyona dayanıklılığının test edildiği Türkiye’nin ilk Parçacık Radyasyonu Test Altyapısı olan ODTÜ-Saçılmalı Demet Hattı’nın da 2019 yılında hizmete alındığını anımsattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin şu anda en önemli eksiğinin fırlatma konusu olduğuna dikkat çekerek, bu konuda da önemli adımlar atıldığını geçen yıl, ROKETSAN Uydu Fırlatma, Uzay Sistemleri ve İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdiklerini hatırlattı.

İlk yerli sonda roketinin 136 kilometre irtifaya çıkarak uzay sınırını aştığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, astronomik gözlem noktasında da önemli altyapılara sahip olunduğunu, TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi’nin Türkiye’nin en büyüğü olan 1,5 metre çapında bir teleskobu barındırdığını, Erzurum’da, Karakaya Tepeleri üzerinde, 3 bin 170 metre yükseklikte de Doğu Anadolu Gözlemevi’nin inşa edildiği bilgisini paylaştı.

“ASTRONOMİ, MATEMATİK VE TIP GİBİ TEMEL BİLİMLERE ÖNCÜLÜK ETMİŞ, ÇIĞIR AÇMIŞ BİR MEDENİYETİN MİRASÇILARIYIZ”

Sadece TÜBİTAK aracılığıyla son 18 yılda, uydu, uzay, fırlatma sistemleri, uzay ekipmanları konularında kamu ve akademi dünyasından 56 projeye 2,1 milyar lira kaynak sağladığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin uzay ve havacılık temalı ilk bilim merkezi Gökmen Uzay ve Havacılık Eğitim Merkezi’nin de 2020 yılında Bursa’da hizmete açıldığını anımsattı.

“Biz, astronomi, matematik ve tıp gibi temel bilimlere öncülük etmiş, çığır açmış bir medeniyetin mirasçılarıyız” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, El-Fergani, El-Sufi, El-Biruni, Ali Kuşçu, El Cezeri, Takiyüddin ve Mirim Çelebi gibi binlerce Türk ve Müslüman bilim insanıyla gurur duyduklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz işte bu âlimleri yetiştiren toprakların evlatlarıyız. Bu gerçekleri asla unutmayacağız. Ama şunu da bileceğiz ki bizim daha yapacağımız çok işi var. Bu büyüklerimize layık olmak için yapacağımız çok iş var. Pozitif bilimlerdeki üstünlüğün, son yüzyıllarda batıya geçerek, onları kalkındırdığını elbette biliyoruz. Coğrafi keşiflerle değişen güç dengelerinin farkına varmada geç kaldık ve bunun bedelini ağır şekilde ödedik. Ama bugün, dünya yeni bir değişimin, yeni bir dönüşümün arifesindedir” diye konuştu.

Yeni dönemde, güç dengelerini uzay keşiflerinin, bu alandaki yeni teknolojilerin belirleyeceğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu anlayışla, doğru zamanda İHA ve SİHA teknolojilerine yatırım yaparak, sahada oyunu değiştiren tarafta yer almayı başardık” ifadesini kullandı.

Millî elektrikli otomobil için de doğru zamanda adımlar attıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu konuda da Türkiye, en çok konuşulan, takip edilen ülkeler arasındadır. Şimdi de uzay çalışmalarında, doğru zamanlamayla doğru adımları atarak hareket etme kararlılığımızı ortaya koyuyoruz. Temsil ettiğimiz medeniyetin dünyaya yeniden öncü olabilmesi, Türkiye’nin uzay yarışındaki kat edeceği mesafeye bağlıdır. İnsanlığın bir kısmının değil, tamamının barışa ve huzura kavuşması için medeniyetimizi yeniden şahlandırmak mecburiyetindeyiz. Asırlar boyunca topraklarına her ayak basan tarafından sömürülen Afrikalı kardeşlerimiz için bunu başarmak mecburiyetindeyiz. Şu anda bakıyorum da Fransa’nın başındaki zat durmadan bana saldırıyor. Ya senin benle ne işin var? Sen önce Cezayir’in hesabını ver. Senin büyüklerin Cezayir’de 1 milyon insanı öldürdü onun hesabını ver. Sen önce Ruanda’nın hesabını ver, yüz binlerce insanı öldürdünüz. Ama Türk’ün ve Türkiye’nin, ne de ecdadımızın geçmişinde böyle bir şey söz konusu değil. Bizim ellerimizde kan yok, ama sizde kan var. Sürgünlerle yerinden, yurdundan edilen, dinini, dilini, ismini değiştirmeye zorlanan Asyalı kardeşlerimiz için bunu başarmak mecburiyetindeyiz. Gettolara sıkıştırılmış faşizmin ve suç şebekelerinin insafına bırakılmış Batılı kardeşlerimiz için de bunu başarmak mecburiyetindeyiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Azerbaycan’ın Karabağ’daki mücadelesine verdiği desteği yineleyerek, “30 yıldır Azerbaycan’da tüm Karabağ’ı işgal altında tutunuz, o topraklar kimindi? O topraklar Azerbaycanlı kardeşlerimizindi ve bu toprakları işgal altında tutunuz. Şimdi kendi göbeğini Azeri kardeşlerimiz kendileri kesti ve biz de elimizden gelen desteği verdik ve böylece Karabağ, evet, sahiplerinin eline geçti” ifadelerini kullandı.

“YERYÜZÜNDE ADALETİ TESİS ETMENİN YOLU GÖKYÜZÜNDE GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE VAR OLMAKTAN GEÇİYOR”

Türkiye’nin Libya’dan askerlerini çekmesini isteyen Fransa Cumhurbaşkanı Macron’a da cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sen önce bu aklı vereceğine bunu kendine sakla, bak orada Çad’ın, Mali’nin, Wagner’in askerleri var, siz onları oralardan bir çekin, onları bir çekin ondan sonra sizle bunları konuşalım. Ve biz askeri ve güvenlik iş birliği anlamamız olan Libya’yla anlaşmamızın gereğini yaptık ve sadece orada eğitim için varız, eğitimin dışında değil” dedi.

Bugün yeryüzünde adaleti tesis etmenin yolunun gökyüzünde güçlü bir şekilde var olmaktan geçtiğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Teknolojik kapasitemizi geliştirmek ve buradan doğacak olan ekonomiden faydalanmak için uzayda da olacağız. Şu anda uzayı görüyorum ve bambaşka görüyoruz. Elde ettiğimiz tecrübe ve birikimi, bilim, sanayi ve teknoloji ekosistemimize aktarabilmek için uzayda olacağız” açıklamasında bulundu.

“Güçlü ve bağımsız bir Türkiye’nin yerini sadece dünyada değil uzayda da tahkim edeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu vizyonu yürütecek kurumun da Türkiye Uzay Ajansı olduğunu duyurdu.

Bu kurumun uzay alanında birikmiş kabiliyetleri tek çatı altında koordine etmek ve bu alanda yeni, güçlü bir sinerji oluşturmak için yola çıktığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk görevi Millî Uzay Programı hazırlamak olan ajansın, kamu kuruluşlarından özel sektöre, üniversitelerden uluslararası ortaklara kadar tüm paydaşların katkılarıyla çalışmasını tamamladığını bildirdi.

“MİLLÎ UZAY PROGRAMI’NDAKİ EN ÖNEMLİ HEDEF CUMHURİYETİN 100. YILINDA AYA İLK TEMASI GERÇEKLEŞTİRMEK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi Türkiye’nin uzaydaki 10 yıllık vizyon, strateji, hedef ve projelerinin yer aldığı Millî Uzay Programımızı bugünlerde meşhur olan sloganıyla tüm dünyaya ilan ediyor ve diyorum ki, gökyüzüne bak ayı gör” dedikten sonra Millî Uzay Programı’ndaki birincil ve en önemli hedefin Cumhuriyetin 100. yılında aya ilk teması gerçekleştirmek olduğunu açıkladı.

Türkiye’nin aya ulaşma hedefini iki aşamada tamamlamayı planladıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “İlk aşamada 2023 yılı sonunda yakın dünya yörüngesinde ateşleyeceğimiz kendi millî ve özgün hibrit roketimizle aya ulaşarak sert iniş gerçekleştireceğiz. Uzay aracımızı yakın yörüngeye çıkartacak ilk fırlatmayı uluslararası iş birliği ile hayata geçireceğiz. Bu görevi tamamladığımızda hem aya ulaşmayı başaran ülkelerden biri olacak, hem de ikinci aşama ay misyonu için gerekli bilgileri toplamış olacağız. 2028 yılında hayata geçirmeyi planladığımız ikinci aşamada ise aracımızı yakın yörüngeye çıkartacak ilk fırlatmayı bu kez kendi millî roketlerimizde yapmayı hedefliyoruz. Aya yumuşak iniş gerçekleştireceğimiz bu aşamayı da tamamladığımızda ayda bilimsel faaliyetler yapabilen sayılı ülkelerden biri konumuna geleceğiz, böylece medeniyet coğrafyamızın da sembolü olan hilali ay bayrağımızla aya göndermenin gurunu milletimize yaşatacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ay programının fırlatma, roket ve kontrol teknolojilerindeki atılımlar için bir kaldıraç görevi göreceğini, bu programın yüksek radyasyona dayanaklı teçhizat teknolojisinden haberleşmeye, otonomiden yapay zekâya kadar birçok alandaki çalışmalara zemin oluşturacağını belirterek, böylece yerli ve millî olarak geliştirilecek alt sistemlerinin ticarileştirilmesinin de önünün açılacağını söyledi.

Millî Uzay Programı’ndaki ikinci hedefin ise yeni nesil uydu geliştirme alanında dünya ile rekabet edebilecek ticari bir marka ortaya çıkarmak olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin sahip olduğu uydu üretim kabiliyetlerini Türkiye Uzay Ajansı koordinasyonunda kurulacak tek bir millî şirket bünyesinde birleştirileceğini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üçüncü hedefin Türkiye’ye ait bir bölgesel konumlama ve zamanlama sistemi geliştirmek olduğunu açıklayarak, sivil ve askerî amaçlı navigasyon ihtiyaçları için kullanılan bu uydu teknolojisine dünyada yalnızca 6 ülkenin sahip olduğunu, bunun başarılmasıyla Türkiye’nin büyük riskler barındıran dış bağımlılıktan kurtulacağını kaydetti.

Millî Uzay Programı’nın dördüncü hedefinin de uzaya erişimi sağlamak ve bir uzay limanı işletmesi kurmak olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzay limanını en uygun coğrafyalardaki dost ve müttefik ülkelerle birlikte kurmayı planladıklarını, uluslararası iş birlikleriyle bu misyonu da en kısa sürede hayata geçirmekte kararlı olduklarını vurguladı.

Uzay havası ya da meteorolojisi olarak tabir edilen alana yatırım yaparak uzaydaki yetkinliği artırmanın da beşinci hedef olduğunu açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sayede Türkiye’nin yeryüzü ve gökyüzündeki operasyonlarını daha güvenli hâle getireceklerini aktardı.

Altıncı hedefin de Türkiye’yi astronomik gözlemler ve uzay nesnelerinin yerden takibi konularında daha ileri bir seviyeye ulaştırmak olduğunu duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu misyona yönelik hâlihazırda altyapılarımız mevcuttur. TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi ile Doğu Anadolu Gözlemevi’ni birbirine entegre ederek tek bir ulusal araştırma altyapısı hâline dönüştüreceğiz. Ülkemize kazandıracağımız radyo teleskoplar sayesinde bilim insanlarımız sırrı hâlâ çözülememiş hızlı radyo patlamalarını çalışabilecekler. Bu teleskopları tasarlayacak mühendislerimiz, derin uzay programımızın haberleşme altyapısının da temelini atacaklar” dedi.

“YERLİ VE YABANCI YATIRIMCILARA EV SAHİPLİĞİ YAPACAK BİR UZAY TEKNOLOJİ GELİŞTİRME BÖLGESİ KURACAĞIZ”

Türkiye’deki uzay sanayi ekosistemini daha da geliştirmenin bir başka hedef olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türk mühendisleri, bilim insanları ve müteşebbislerinin uygun altyapıya sahip olduğunda gerekli desteği aldığında neler yapabileceği artık tüm dünyanın malumudur. Savunma sanayinde elde ettiğimiz başarıları uzay alanına taşıyacak, burada da güçlü ve üretken bir ekosistem oluşmasını sağlayacağız. Uzay Ajansımızın öncülüğünde kısa sürede buradan da yeni başarı hikâyeleri çıkacağına inanıyorum” diye konuştu.

Uzay teknoloji geliştirme bölgesi kurulumunun da sekizinci hedef olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu amaçla Orta Doğu Teknik Üniversitesi bünyesinde yerli ve yabancı yatırımcılara ev sahipliği yapacak bir uzay teknoloji geliştirme bölgesi kuracağız. Burada yatırım yapacak firmalarımızı da çeşitli mekanizmalarla destekleyeceğiz. Özel sektörü öncü güç olarak konumlandıracağımız Türkiye Uzay Ajansına da ev sahipliği yapacak bu merkezin yerini belirledik” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dokuzuncu hedefin uzay alanında etkin ve yetkin insan kaynağını geliştirmek olduğunu belirterek, YÖK ve Millî Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kuruluşlarla özel programlar oluşturarak, bu alandaki nitelikli insan kaynağını artıracaklarını söyledi.

Son hedefin de bir Türk vatandaşını uzaya göndermek olduğunu açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Uzaya bir vatandaşımızı göndermeyi elbette bir turistik gezi olarak değil, gelecek nesillere yol gösterecek bir bilim misyonu olarak tasarlıyoruz. Uzaya gitme niteliklerine sahip bir kişiyi gönüllüler arasından seçerek gerekli eğitimleri almasını sağlayacak ve uzaya göndereceğiz. Bu sayede Uluslararası Uzay İstasyonu’nun alt yapısından yararlanarak, bilimsel deney yapma imkânına kavuşacağız. Tabi benim özellikle burada bir şerhim var, mademki bir vatandaşımız uzaya gidecek, artık astronot ya da kozmonot kelimelerine bir Türkçe karşılık bulmamız gerekiyor. Biliyorsunuz bu bizim hassas noktamız. Buradan dil bilimcilerimize bir çağrıda bulunuyor ve diyorum ki, gelin Türk uzay yolcularına Türkçe bir isim bulalım. Tabi yalnızca dil bilimciler değil, 83 milyon vatandaşımız da özgün fikirleriyle bu arayışa ortak olabilir.”

“KÖKÜMÜZ DÜNYADA, DALLARIMIZ GÖKLERDE OLACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hedeflerin hepsinin ayakları yere basan hedefler olduğuna vurgu yaparak, Türkiye’nin bu devrimi gerçekleştireceğinden uzay yarışında güçlü bir aktör olarak yerini alacağından en ufak bir şüphe duymuyorum. Türkiye Uzay Ajansı’nın geliştireceği projeleri, Millî Uzay Programındaki hedefleri bizzat takip edecek, destek olacağım” açıklamasında bulundu.

Millî teknoloji hamlesi ruhuyla genç, yaşlı demeden tüm vatandaşlardan bu alandaki çalışmalara yüksek düzeyde katılım ve sahiplenme beklediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah devlet, millet ele verecek göklere en çok yakışan bayrağımızı, yani ay yıldızlı bayrağımızı hak ettiği yerlere taşıyacağız. Ayağımız dünyada, gözümüz uzayda olacak. Kökümüz dünyada, dallarımız göklerde olacak” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Uzay Programı’nın hayırlı olmasını dileyerek, programın hazırlanmasında emeği geçen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank başta olmak üzere Türkiye Uzay Ajansı’na ve katkı sağlayan tüm paydaşlara şükranlarını sundu.


 

Dev yatırımlar | Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez : Söğüt’te altın kaynağı tespit edilen sahayı inceledi Dev yatırımlar | Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez : Söğüt’te altın kaynağı tespit edilen sahayı inceledi için yorumlar kapalı 55676

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, “Bundan 20 yıl önce birkaç kilogram mertebesinde olan altın üretimini artık tonlarla ifade ediyoruz. Hedefimiz, 5 yıl içerisinde yıllık 100 ton üretime ulaşmak ve böylece dünyada 100 tonun üzerinde üretim yapan 10 ülke arasına girmek.” dedi.

Bakan Dönmez, Bilecik’in Söğüt ilçesinde altın kaynağı tespit edilen Gübretaş’a ait sahada gazetecilere yaptığı açıklamada, bölgede çok önemli bir rezervin bulunduğunu hatırlattı.

Özellikle son 5 yılda gerek Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) gerekse özel sektör eliyle yaklaşık 400 ton üretilebilir nitelikte altın rezervi keşfedildiğini belirten Dönmez, “Bunları şu anda özel sektör eliyle üretime aldığımız yerlerimiz var.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin geçen yıl 42 tonluk rakamla altın üretiminde bir rekor kırdığını vurgulayan Dönmez, şöyle devam etti:

“Bundan 20 yıl önce birkaç kilogram mertebesinde olan altın üretimini artık tonlarla ifade ediyoruz. Hedefimiz, 5 yıl içerisinde yıllık 100 ton üretime ulaşmak ve böylece dünyada 100 tonun üzerinde üretim yapan 10 ülke arasına girmek. Geçen yıl çok sevinerek söyleyemeyeceğimiz bir başka rekorumuz daha vardı; altın ithalatında önemli bir rekor kırıldı ve neredeyse 25 milyar dolarlık altın ithalatı söz konusu oldu.”

“İlk altın üretimi, en geç 2023 yılında”

Dönmez, zanaatkarlar sayesinde ham altının işlenip Türkiye’den dünyaya ihraç edildiğini, geçen yıl 42 tonluk altın üretimiyle ekonomiye yaklaşık 2,5 milyar dolarlık katkı sağlandığını dile getirdi.

Söğüt’te tespit edilen altın kaynağına ilişkin bilgi veren Dönmez, şunları kaydetti:

“İnşallah 2022 yılı sonuna kadar, en geç 2023 yılında bu sahadan ilk altın üretimini gerçekleştireceğiz. Hem açık işletme olacak hem de yer altı işletmesi şeklinde planlanıyor. Burada 1,92 milyon onsluk üretilebilir rezerv var. Başka bir ifadeyle 60-65 tonu kesin olmakla birlikte bu ilave keşiflerle, sondajlarla 100 tona kadar çıkabilecek bir potansiyelden bahsediyoruz. Son derece modern, çevre kurallarına uygun ve saygılı bir işletmecilik planlanıyor. İşletmede 800-1000 kişi doğrudan istihdam söz konusu. Türkiye artık eskisi gibi değil, altın madenciliği işletmeciliğinde dünyaya örnek işletmelere sahip bir ülke. İnşallah burada en kısa sürede başta yöre halkına olmak üzere milletimize bu ekonomik rezervi katmanın sevincini birlikte yaşayacağız.”

Dönmez, daha sonra Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu ve beraberindekilerle sahada incelemelerde bulunarak yetkililerden bilgi aldı.

Send this to a friend