Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Ülkemiz hazırlık devrini geride bırakıp artık şahlanış dönemine giriyor” 0 88781

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TOBB Türkiye Ekonomi Şûrası’nda yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin en köklü demokrasi ve ekonomi reformlarını gerçekleştirmiş bir yönetim olarak önümüzdeki dönem de ihtiyaç duyulan değişimleri hayata geçirmekte elbette bizim görevimizdir. Temelini attığımız tabiri caizse kaba inşaatını tamamladığımız binamızı artık nihai hâle getirecek atılımın eşiğindeyiz. İnşallah ülkemiz hazırlık devrini geride bırakıp artık şahlanış dönemine giriyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Ekonomi Şûrası’na katıldı.

Şûra katılımcılarına ve video konferansla toplantıyı takip edenlere hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Video konferans aracılığıyla da olsa sizlerle bir araya gelmenin, hasret gidermenin memnuniyeti içerisindeyim. “Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez, gönülden gönüle gider yar oy” diyen âşık gibi bizim de sizinle aramızda gönülden gönüle kurulu bir köprü var” ifadesini kullandı.

Bulunduğu makamlara hayatın merdivenlerini teker teker tırmanarak, milletin her kesimiyle hemhâl olarak, zorlukları ve imkânları bizzat tecrübe ederek ulaştığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ömrü boyunca devletten aldığı maaş dışında bir iş, üretim, istihdam tecrübesi olmayanların kürsülerden esip gürlemeleri, teneke tıngırtısının ötesinde bir anlama sahip değildir. Bunların önlerine konan kâğıtlardaki rakamların ne anlama geldiğine ilişkin en küçük bir fikirleri olmadığını en iyi sizler biliyorsunuz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhataplarının millet ve milletin bağrından çıkıp gelen iş dünyası olduğunun altını çizerek, kendisinin de esnaflıktan-ticaretten gelen bir siyasetçi olarak daima girişimciler, sanayiciler, ticaret erbabı, esnaf ve sanatkârlarla bir arada olduğunu söyledi.

“TÜRKİYE’NİN OTOMOBİLİ PROJESİNİ SİZLERLE BİRLİKTE NETİCEYE ULAŞTIRACAĞIZ”

TOBB’un genel kurullarına, şûralarına, çeşitli etkinliklerine katılmaya özel önem verdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin asırlık rüyası olan yerli otomobil için babayiğit aradığımda hemen sizler çıkıp bu işe talip oldunuz. Milletimizin huzurunda verdiğiniz sözü yerine getirerek adım-adım Türkiye’nin otomobili projesini hayata geçirdiniz. İnşallah bu güzel projeyi yine sizlerle birlikte neticeye ulaştıracağız. Aynı şekilde şehit Başbakan Adnan Menderes’in acı hatırası sebebiyle adı Yaslıadaya çıkan Yassıada’yı sizlerle birlikte Demokrasi ve Özgürlükler Adası hâline getirdik” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Koronavirüs salgını sebebiyle her konuda olduğu gibi iş dünyasıyla da hasbihâllerinde farklı bir dönem geçirdiklerine işaret ederek, “Şu anda kovid-19’a yakalanmış olan içinizde birçok arkadaşım var, hepsine Allah’tan şifalar diliyorum, geçmiş olsun diyorum. Rabbim en kısa zamanda inşallah tüm mesai arkadaşlarınıza kavuşmayı da nasip etsin” ifadesini kullandı.

“YÜKSEK FAİZE YATIRIMCIMIZI EZDİRMEMEMİZ GEREKİYOR”

Oda ve borsa temsilcilerinin iş dünyasının nabzını en güzel şekilde yansıttıklarına inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Tabii bu arada özellikle yüksek faiz sebebiyle üretimin, ticaretin, ihracatın, istihdamın temsilcileri olan sizler sahada yaşananların tercümanı olarak karar vericilere yol gösteriyor, ışık tutuyorsunuz. Zira yüksek faizin nelere mal olduğu ortada. Yüksek faizle bizler gerçek anlamda yatırım yapabilir miyiz, sizler bu işin içindesiniz. İstihdam üretebilir miyiz? Mümkün değil. Peki, üretim yapabilir miyiz? O da mümkün değil. Peki, ihracata yönelik ciddi adımlar atabilir miyiz? O da mümkün değil. Öyleyse bizim bu noktada çok daha dikkatli olmamız lazım ve yüksek faize yatırımcımızı ezdirmememiz gerekiyor. Bunun için ekonomiyle ilgili her konuda iş dünyamızla ve onların temsilcileri olan sizlerle istişareye etmeye özel önem veriyoruz. Aldığımız tüm kararlarda, attığımız tüm adımlarla sizlerle birlikte oluşturduğumuz ortak akıldan faydalanıyoruz. Sektörlerimizin ve şehirlerimizin sorunlarını, taleplerini, beklentilerini sizlerle birlikte konuşuyor, tartışıyor ve birlikte çözüm yolları geliştiriyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son 18 yıldır büyük mesafe kat ettiği demokrasi ve kalkınma yolculuğunda 365 oda ve borsanın lokomotif vazifesi gördüğünü, her oda ve borsanın Türk ekonomisine çok önemli katkılarda bulunduğunu söyledi.

Birçok sanayici ve iş insanının yüksek faiz nedeniyle işini kaybettiğini, battığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah biz bunları da tersine çevireceğiz. Bundan sonra da sizlerin azmi, çalışkanlığı, dirayeti ve kabiliyetiyle önümüze çıkartılan engelleri birer-birer aşarak hedeflerimize doğru yürümeye devam edeceğiz ve yüksek faizden arındırılmış, istihdamdan finansmana, özellikle nakit akışından teşviklere kadar sizlerin ihtiyaç duyduğu çok sayıda destek paketini hayata geçirdik” dedi.

Bugüne kadar uygulanmış en büyük kredi paketlerinin, Kredi Garanti Fonu kefaletlerinin, istihdam teşviklerinin iktidarları döneminde başlatıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgından olumsuz etkilenen onlarca sektörde vergi ve primlerin altı ay ertelendiğini, birikmiş kamu alacaklarında uzun vadeli yapılandırma yaptıklarını, bununla ilgili kanunun da TBMM tarafından kabul edildiğini anımsattı.

“DAHA GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE ÜRETİME, YATIRIMA, İSTİHDAMA VE İHRACATA ODAKLANMAK GEREK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni bir döneme girildiğine dikkati çekerek, artık çok daha güçlü bir şekilde üretime, yatırıma, istihdama ve ihracata odaklanmak gerektiğini söyledi.

“Sizlerden müteşebbisimizin, üreticimizin yanında bir Cumhurbaşkanına ve yönetime sahip olduğunuzu asla unutmadan gayretinizi arttırmanızı, azminizi güçlendirmenizi istiyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye olarak reformlar ve başarılarla dolu sürdürülebilir büyümeyi politikalarımızın merkezine aldığımız 18 yılı geride bıraktık. Topyekûn kalkınma anlayışıyla ülkemizin 81 vilayetinin tamamında her bir haneye, her bir insana dokunan hizmetler gerçekleştirdik. Piyasa ekonomisi anlayışıyla rekabeti esas alan, şeffaf ve öngörülebilir politikalarla ülkemizi kalkındırdık, güçlendirdik. Tıpkı bugün yaptığımız gibi her kesimle istişare hâlinde olmaya özel ehemmiyet verdik. Türkiye tarihinin en büyük demokrasi ve kalkınma hamlesi bizim dönemimizde başladı. Millî gelirimizi 236 milyar dolardan 950 milyar dolara, ihracatımızı 36 milyardan dolardan 152 milyar dolara malum çıkardık. Kişi başına düşen millî gelirimizi 12 bin 500 dolara kadar yükselterek ülkemizi üst orta gelirli ülkeler grubuna dâhil etmiştik. Ülkemize gelen doğrudan yatırımlar 138 milyar doları bulmuştu, yüzde 32 olan enflasyonu yüzde 4’lere kadar indirmiş, faizleri tarihin en düşük seviyelerine getirmiştir. Ülke ve millet olarak 2023 hedeflerimize doğru emin adımlarla yükselirken bir anda içeride ve dışarıda büyük bir saldırı dalgasıyla karşılaştık. Gezi olaylarıyla başlayıp sınırlarımızın kuşatılmasına, darbe girişiminden ekonomimize kurulan tuzaklara kadar bütün bunlara uzanan bu saldırıların hepsini de hamdolsun birer birer boşa çıkardık. Maruz kaldığımız saldırılar sebebiyle tüm gücümüzle istiklal ve istikbal mücadelemizi yoğunlaşırken, yatırımları ve ekonomiyi de ihmal etmedik. Bu tarihi mücadele döneminde bile Türkiye’yi yüzlerce büyük projeyle donattık. Kendimizi savunmanın ötesinde bölgesel ve küresel bir güç olma yolunda çok önemli adımlar attık. Yapılamaz denilen nice harekâtları yaptık, imkânsız denilen nice başarılara imza attık. Güçlü sanayi altyapımız, zengin insan kaynağımız ve yeniliğe odaklı çalışkan girişimcilerimiz sayesinde her zorluğu aşacak yeni yollar bulduk. Savunma sanayinde ülkemizin geldiği yer tüm dünyada hayranlıkla takip ediliyor. İstanbul’a kazandırmış olduğumuz üçüncü havalimanımız ülkemizin 2053 vizyonunun en önemli altyapılarından biridir.”

“DEĞERİNİ SALGIN DÖNEMİNDE ÇOK DAHA İYİ ANLADIĞIMIZ SAĞLIK SİSTEMİMİZ BAŞLI BAŞINA BİR BAŞARI HİKÂYESİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidarları döneminde hayata geçirilen sağlık sistemi ve sağlık yatırımlarından söz ederek, “Değerini salgın döneminde çok daha iyi anladığımız şehir hastaneleriyle kapsamlı genel sağlık sigortası sistemimiz bile başlı başına bir başarı hikâyesidir” dedi.

Yatırımcıların önünü açmak için gerçekleştirilen reformlarla Türkiye’yi iş yapma kolaylığı endeksinde 27 basamak birden yükselerek 190 ülke arasında 33. sıraya yerleştirdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2002’de iş yeri açma süresi 38 gün iken, bu süreyi yedi günün altına kadar düşürdüklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgının ortaya çıkardığı değişim süreciyle dünya ile birlikte Türkiye’de de yeni bir döneme girildiğine dikkati çekerek, “Ülkemiz yatırımın, üretimin ve ticaretin yükselen merkezlerinden biri olarak gösteriliyor. Artık vites yükseltmenin bile yeterli olmadığı, araç değiştirmenin gerektiği bir dönemdeyiz, bunun için ne gerekiyorsa yapmaya kararlıyız” diye konuştu.

“YATIRIMCILAR İÇİN EN UYGUN ŞARTLARI SAĞLAMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Hukuk ve ekonomi reformları konusunda bir süredir çalışmalar sürdürdüklerini belirterek, “Türkiye’nin en köklü demokrasi ve ekonomi reformlarını gerçekleştirmiş bir yönetim olarak önümüzdeki dönem de ihtiyaç duyulan değişimleri hayata geçirmekte elbette bizim görevimizdir. Temelini attığımız tabiri caizse kaba inşaatını tamamladığımız binamızı artık nihai hâle getirecek atılımın eşiğindeyiz. İnşallah ülkemiz hazırlık devrini geride bırakıp artık şahlanış dönemine giriyor. Yerli ve uluslararası yatırımcılar için her anlamda en uygun şartları sağlamaya devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.

Eylül ayına ilişkin gelen öncü verilere göre Türkiye’nin üçüncü çeyreği güçlü bir büyüme ile kapatacağının kesinleştiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eylül ayında sanayi üretiminin hem aylık hem de yıllık bazda artarak önemli bir başarıya imza attığını kaydetti.

Sanayi ve ticaret sektöründeki adımlarla hizmet sektörleri toplamında ciro endeksinin Eylül ayında yıllık yüzde 26,2 arttığını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yılı da pozitif büyümeyle bitireceklerine inandığının altını çizdi.

“ENFLASYONLA MÜCADELEDE EN ÖNEMLİ ÖNCELİĞİMİZDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fiyat istikrarını ve finansal istikrarı birlikte sağlayacağız. Bunun için enflasyonla mücadelede en önemli önceliğimizdir. Hedefimiz bir an önce tek haneli enflasyon rakamlarına ulaşmaktır. Mali disiplini koruyarak kamu finansman kalitesini arttırarak yapısal ve mikro reformları hayata geçirerek değişim çizgimizden sapmayarak büyüme ve istihdam odaklı bir anlayışla yolumuza devam edeceğiz. Önümüzdeki sorunları piyasa ekonomisi kurallarına uygun şekilde çözeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

Salgının yol açtığı sıkıntıların farkında olduklarını ve devlet olarak tüm imkânları sonuna kadar kullanarak bu sıkıntıları azaltmanın gayreti içinde olduklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah önümüzdeki yıl tüm bu zorlukları geride bırakmış olarak bugünleri acı bir tebessümle yâd edeceğiz. Sorumluluğumuzun ağır olduğunu biliyoruz, ama milletimize olan güvenimiz, enerjimiz, şevkimiz, azmimiz daha da büyüktür. Ülkemizi bugünkü bölgesel ve küresel liderlik seviyesine sizlerle birlikte getirdik. İnşallah yaşadığımız sıkıntıları yine sizlerle birlikte aşacak, hep birlikte büyük ve güçlü Türkiye hedefine ulaşacağız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, oda ve borsa başkanlarıyla bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti yineleyerek, iş dünyasına, esnaf ve sanatkârlara, üreticilere, tüm sektörlere hayırlı ve bol kazançlar diledi.

Konuşmaların ardından, TOBB ETÜ Hatıra Ormanı’na canlı bağlantı yapılarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan adına çınar ağacı dikildi.

Previous ArticleNext Article

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dev Yatırımlar | Cumhurbaşkanı Erdoğan,”Dünyanın ilk 100 savunma şirketi listesinde yedi firmayla temsil ediliyoruz” 0 88782

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ASELSAN Yeni Sistem Tanıtımları ve Tesis Açılışları Töreni’nde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatının 248 milyon dolardan 3 milyar dolar seviyelerine çıktığını belirterek, “Dünyanın ilk 100 savunma şirketleri listesinde yedi firmayla temsil ediliyoruz. Sadece son beş yılda beş firmamız daha bu listeye girdi” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ASELSAN Gölbaşı yerleşkesinde düzenlenen Yeni Sistem Tanıtımları ve Tesis Açılışları Töreni’nde konuştu.

Sözlerine 14 Kasım 1975’te faaliyete geçen ASELSAN’ın 45’inci kuruluş yıl dönümünü kutlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuruluşundan bugüne ASELSAN’da görev yapan, projelerde yer alan, birikimi ve emeğiyle ülkenin savunma sanayine katkıda bulunan herkese teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1975’in Kıbrıs çıkarmasının hemen ertesi yılı olduğunu belirterek, Türkiye’nin, Cumhuriyet tarihindeki bu ilk sınır ötesi harekâtının ardından çok katı ve haksız bir ambargoya maruz kaldığını söyledi.

Bu durumun savunma sanayisindeki eksiklerin ve ihmallerin tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmasına vesile olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, harekâtın ardından ASELSAN’ın ve daha sonra diğer savunma sanayii kuruluşlarının faaliyete geçirilmesiyle, ülkenin yeni bir döneme adım attığını ifade etti.

“BUGÜN 700’E YAKIN PROJENİN HAYATA GEÇİRİLDİĞİ BİR SAVUNMA SANAYİNE KAVUŞTUK”

Buna karşın, aradan geçen uzun yıllar boyunca, savunma sanayiinde ihtiyacı karşılayacak şekilde, arzu edilen hızda ve seviyede gelişme sağlanamadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu nedenle hükûmete geldiklerinde öncelik verdikleri alanlardan birini de savunma sanayinin güçlendirilmesi olarak belirlediklerini kaydetti.

Geride kalan 18 yıl boyunca, savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye hedefi yolunda çalışmalarını durmaksızın sürdürdüklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Rahmetli Özal tarafından kurulan Savunma Sanayi Başkanlığımızı, bu sürecin koordinasyonunu etkin şekilde yürütebilecek bir yapıya kavuşturduk. Bugün Türk savunma sanayii, vakıf şirketlerinden özel sektöre, alt yüklenicilerden KOBİ’lere, üniversitelerden araştırma merkezlerine, teknoparklardan kümelenmelere kadar geniş bir ekosisteme sahiptir. Böylece, 2002 yılında 62 savunma projesi yürütülürken, bugün 700’e yakın projenin hayata geçirildiği bir savunma sanayine kavuştuk. Ülkemizin karşı karşıya bulunduğu saldırılara karşı daha etkin mücadele için sadece son beş yılda 350 civarında yeni proje başlattık. Savunma sanayii projelerimizin bütçesini 5,5 milyar dolardan 60 milyar dolara yükselttik. Yine bu dönemde sektörde faaliyet gösteren firma sayımız 56’dan 1500’e ulaştı. Sektörün 1 milyar dolar olan cirosu da 11 milyar dolar rakamını yakaladı.”

“TÜRKİYE, KÜRESEL TEDARİKÇİLERİN ÇIKARDIĞI TÜM ZORLUKLARI KENDİ GÜCÜYLE AŞABİLEN BİR ÜLKE HÂLİNE GELMİŞTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatının 248 milyon dolardan 3 milyar dolar seviyelerine çıktığını belirterek, “Dünyanın ilk 100 savunma şirketleri listesinde yedi firmayla temsil ediliyoruz. Sadece son beş yılda beş firmamız daha bu listeye girdi” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin kendi ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra dost ve müttefik ülkelerin ihtiyaçlarını da karşılayan bir ülke hâline geldiğine dikkat çekerek, “Kendi savaş gemisini tasarlayan, inşa eden ve idamesini gerçekleştirebilen 10 ülke arasında yer alıyoruz. İHA, SİHA ve TİHA üretiminde ise artık dünyanın ilk üç dört ülkesi içindeyiz. Bugün Türkiye, küresel tedarikçilerin çıkardığı tüm zorlukları ve uyguladığı gizli-açık ambargoları kendi gücüyle aşabilen bir ülke hâline gelmiştir” dedi.

Türkiye’nin sınırları içinde terörle mücadele operasyonlarını rahatça yapabildiğini, sınırları dışında da barış harekâtlarını istediği gibi yürütebildiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm bunları savunma sanayinde elde edilen ilerlemeye borçlu olduklarının altını çizdi.

“Geçmişin eksiklerini gidermekle ve bugünün hazırlıklarını yapmakla kalmıyor, geleceği de kucaklıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, AR-GE yatırımlarını artırarak, yüksek teknoloji gerektiren sistemleri hayata geçirmeye devam ettiklerini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, insansız hava araçları, insansız kara araçları üretildiğini, gemilerin savaş yönetim sistemlerinin geliştirildiğini, yapay zekâ sistemleri üzerinde çalışıldığını, elektromanyetik ve lazer silahlar tasarlandığını anlattı.

Türkiye’nin Azerbaycan’a verdiği destek nedeniyle İHA’ların bazılarında kullanılan kameraya Kanada tarafından ambargo uygulandığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz ne yaptık? ASELSAN’da yerlisini ürettik, İHA’larımıza taktık, yolumuza devam ettik. Bununla kalmadık, aynı kameraların daha da iyisini yapmak için projemizi başlattık. İnşallah her alanda bu anlayışla hareket ederek, yerli ve millî savunma sanayimizi en üst seviyelere çıkartacağız” diye konuştu.

“ASELSAN, YENİ BAŞARILARIYLA GÖĞSÜMÜZÜ KABARTIYOR”

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın ardından kurulan ASELSAN’ın, bugün gelinen noktada, bir dünya şirketi olarak, çok geniş bir alanda faaliyetlerini sürdürdüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunlar arasında, haberleşme, radar, elektronik harp, elektro-optik, güvenlik, silah ve füze savunma sistemleri, insansız-otonom araçlar, platformlar, mühimmatlar, yeni nesil yapay zekâ sistemleri, enerji, ulaştırma ve sağlık teknolojilerine kadar birçok başlık bulunduğunu söyledi.

“Küresel ölçekte birçok ilki başarmış patentli ürünler çıkararak ülkemizin ve mühendislerimizin gücünü ispatlayan ASELSAN, yeni başarılarıyla göğsümüzü kabartıyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, rektörlük görevini yarıda bıraktırıp ASELSAN’da sorumluluk tevdi edildiğinde verdiği sözleri yerine getirdiği için ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Haluk Görgün’ü tebrik etti.

Gelinen noktada ASELSAN’ın, alt yüklenicileri ve paydaşlarıyla beraber envanterdeki ürünlerin seri üretimlerine devam ederken, güvenlik güçlerine yeni sistemler kazandırmayı da sürdürdüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayrıca elindeki teknolojileri çoklu kullanıma açarak enerji, sağlık, ulaştırma gibi alanlarda da çözümler ürettiğini ifade etti.

“KARAKULAK YÜKSEK FREKANS KESTİRME VE DİNLEME SİSTEMİ KULLANIMA HAZIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün, bu yeni sistemlerden birisinin teslimini de gerçekleştiriyoruz. Elektronik harpte bize çok büyük güç katacak Karakulak Yüksek Frekans Kestirme ve Dinleme Sistemi artık kullanıma hazırdır” açıklamasında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması sırasında, ASELSAN tarafından geliştirilen ve bugün itibarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hizmetine giren bu sisteme ilişkin video gösterildi.

Hâlen Türk Silahlı Kuvvetleri’nin envanterinde bulunan KORKUT Alçak İrtifa Hava Savunma Silah Sistemi’nin yenilerini de bugün TSK’ya teslim edeceklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “KORKUT, alçak irtifa hava savunmasını, uçak ve helikopterlerin yanı sıra, havadan karaya füzeler, seyir füzeleri ve insansız hava araçları gibi hedeflere karşı da en etkili şekilde gerçekleştiriyor. Bu sistemde kullandığımız ATOM ismi verilen 35 milimetre Parçacıklı Mühimmat ile ülkemiz, dünyada az sayıda ülkenin sahip olduğu bir yeteneğe, millî olarak sahip hâle geldi” dedi.

KORKUT sistemini tanıtan video gösteriminin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, güvenlik güçlerinin sahadaki ihtiyaçları doğrultusunda yeni nesil ürünlerin geliştirilmeye başlandığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerçekleştirilen harekâtlarda düşman radarlarının tespit edilmesi ve köreltilmesinde KORAL Elektronik Harp Sistemi’nin büyük rol oynadığına vurgu yaparak, bu sistemin daha gelişmiş versiyonu “Yeni Nesil KORAL” projesinin de bugün başlatıldığını açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni sistemin, mevcut KORAL’a göre düşman unsurlarını algılama, karıştırma ve köreltme alanında daha üstün kabiliyetlere sahip olacağını söyledi.

“MİLLÎ VE YERLİ MÜHENDİSLİK KABİLİYETLERİMİZLE YAPTIĞIMIZ UYDU FIRLATMA TESTLERİ BAŞARIYLA TAMAMLANDI”

KORAL’ın tanıtım filminin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başlattığımız yeni proje ve teslimini yaptığımız sistemlerimizin projelendirmesi, geliştirilmesi ve üretimi için Savunma Sanayii Başkanlığımızı ve ASELSAN’ı bir kez daha tebrik ediyorum” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir müjde de ROKETSAN’dan vereceğini belirterek, şöyle devam etti: “Geçtiğimiz 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda, ROKETSAN’a gerçekleştirdiğimiz ziyarette, şanlı bayrağımızı daha da yukarılara taşıdığımızı ve artık Uzay Liginde olduğumuzu söylemiştik. Uzay’ın karanlığını, millî teknolojimiz ve mühendislik kabiliyetimizle, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda bir kez daha aydınlattığımızın müjdesini de buradan sizlerle paylaşmak istiyorum. Tamamen millî ve yerli mühendislik kabiliyetlerimizle yaptığımız Uydu Fırlatma testleri başarıyla tamamlandı. Bu testlerde 4 kere daha uzaya ulaştık. Cumhuriyet Bayramımızda yaşadığımız bu gururla 2023 vizyonumuz çerçevesinde önemli bir dönüm noktasını daha geride bıraktık. Bu gururu görüntüleriyle birlikte milletimizle paylaşmak istiyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sonda Roketi testinin görüntülerinin ardından, milletin karşısına her alanda yeni başarıların müjdeleriyle çıkmaya devam edeceklerini dile getirdi.

“TÜRKİYE’DE ÜRETİLEBİLEN ÜRÜNLERİN YURT DIŞINDAN TEDARİK EDİLMESİNE ASLA TAHAMMÜL EDEMEYİZ”

Sahada canları pahasına mücadele eden kahraman askerlere verecekleri en büyük desteğin savunma sanayini daha ileriye taşımak olacağının ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayinde daha planlı, daha sistematik ve orta-uzun vadeli hareket edilmesi gereken bir döneme girdiklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de üretilebilen ürünlerin yurt dışından tedarik edilmesine asla tahammülleri olmadığını belirterek, “Elimizdeki sınırlı kaynağı, kendi savunma sanayiimizi geliştirmek ve güçlendirmek için kullanmak birinci önceliğimizdir. Bu konuda vakıf şirketlerimizin yanı sıra, sektörümüzden de azami gayret bekliyorum. Dünyada savunma sanayii, diğer tüm teknolojilerin gelişmesinde lokomotif role sahiptir. Dolayısıyla bu alanda yapacağımız her yatırımın ülke kalkınmasına çok daha büyük katkıları olacağını unutmamalıyız” diye konuştu.

“SAVUNMA SANAYİNDE KURUMLARIMIZ ARASINDAKİ İŞ BİRLİĞİNİ DAHA DA GELİŞTİREREK, HEDEFLERE EN KISA SÜREDE ULAŞACAĞIZ”

Türkiye’nin cari açığını minimize etmede savunma sanayinin rolünün asla inkâr edilemeyeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Savunma sanayiindeki kritik teknolojilerin kazanımı için rollerin belirlenmesi, mevcut kabiliyetlerin doğru yönetilmesi, yatırımların planlanması ve kapasitenin etkin kullanımı gerekiyor. İnşallah, savunma sanayinde kurumlarımız arasındaki iş birliğini, uyumu, paylaşımı daha da geliştirerek, hedeflere en kısa sürede ulaşacağız. Cumhurbaşkanı olarak bundan sonra daha da büyüyen bir güçle savunma sektörüne her tür desteği vermeye devam edeceğiz” dedi.

Savunma sanayinde, insan yetenek profili, AR-GE merkezlerinin yetkinlik haritası ve şirketlerin kapasite yönetimi konularında çok daha güçlü bir koordinasyona ihtiyaç olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun için Savunma Sanayi Başkanlığı ile bakanlıklar ve kurumların daha yakın bir çalışma içinde olmalarını istedi.

Savunma sanayinin gelişimine katkı sağlayan tüm kamu ve özel kuruluşlarının yakın ve samimi bir iş birliğinin AR-GE derinliği ve verimlilik bakımından önemli olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamalarına şöyle devam etti: “İhtiyaç makamı, kullanıcılar ve üreticiler arasındaki bilgi akışının net bir şekilde sağlanması, savunma sanayiinin sürdürülebilir gelişimi için en başta gelen şartlardan biridir. Sadece teknolojinin değil yatırımların da doğru planlanması, mükerrer yatırımlardan kaçınılarak kaynak israfının önlenmesi şarttır. Bu çerçevede, Savunma Sanayi Başkanlığımızın koordinasyonu dışında yapılan alternatif alımlar mutlaka, eldeki imkânlara ve kabiliyetlere öncelik verilen bir değerlendirmeyle gerçekleştirilmelidir. Hayati öneme sahip kritik durumlar dışında, en ideali olmasa bile, kendimizin üretmesi veya geliştirmesi mümkün olan her şeyi içeride yapmalıyız. Her kurum, Savunma Sanayi Başkanlığımızın uzmanlığını bir kenara bırakıp, kendi ürün tedarikini kendisi yapmaya kalkarsa, mükerrerlik ve israf kaçınılmaz hâle gelir. Savunma Sanayi Başkanlığımızın da, hızlı ve etkin karar alma, tasarım ve üretim planlaması ile tedarik ve teslim yapma kabiliyetini geliştirmesinde fayda görüyorum.”

“SAVUNMA SANAYİMİZİN GÜCÜNE GÜÇ KATACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle teknoloji geliştirmeye yönelik faaliyetlere daha fazla kaynak aktarılması gerektiğinin altını çizerek, bu kapsamda, TÜBİTAK ve benzeri kurumların yaptığı çalışmaların daha etkin şekilde desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfımızın savunma sanayimize yaptığı katkıya uygun şekilde yeniden yapılandırılması da düşünülebilir. Görüldüğü gibi, yapacak daha çok işimiz var. İnşallah tüm bu hususları planlı bir şekilde adım adım hayata geçirerek, savunma sanayimizin gücüne güç katacağız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, teslimi gerçekleştirilen sistemlerin ve başlatılan yeni projelerin Türk Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı olmasını dileyerek, projelerin her safhasında emeği geçenlere tekrar teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışı gerçekleştirilen ASELSAN Akyurt Güdüm ve İnsansız Sistemler Seri Üretim Tesisi, Akyurt Camii, İvedik Teknopark Tesisleri ve ASELSANNET yeni binasının da hayırlı olmasını diledi.

Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı, minnet ve özlemle anıyoruz… 0 88783

Cumhuriyetimizin ve bağımsızlığımızın mimarı Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı, minnet ve özlemle anıyoruz…

TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN KURUCUSU VE İLK CUMHURBAŞKANI ATATÜRK

Atatürk’ün Hayatı

Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik’te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi’ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım’dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın’dan Makedonya’ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım’la evlendi. Atatürk’ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.

Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi’nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi’ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği’nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik’e dönüp okulunu bitirdi. Selânik Mülkiye Rüştiyesi’ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye’ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına “Kemal” i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdâdi’sini bitirip, İstanbul’da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi’ne devam etti. 11 Ocak 1905’te yüzbaşı rütbesiyle Akademi’yi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam’da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907’de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır’a III. Ordu’ya atandı. 19 Nisan 1909’da İstanbul’a giren Hareket Ordusu’nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa’ya gönderildi. Picardie Manevraları’na katıldı. 1911 yılında İstanbul’da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.

1911 yılında İtalyanların Trablusgarp’a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911’de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912’de Derne Komutanlığına getirildi.

Ekim 1912’de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır’daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne’nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915’te sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ’da görevlendirildi.

1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı’nda, Mustafa Kemal Çanakkale’de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine “Çanakkale geçilmez! ” dedirtti. 18 Mart 1915’te Çanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası’na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915’te Arıburnu’na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal’in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı’nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915’te Arıburnu’nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos’ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos’ta Kireçtepe, 21 Ağustos’ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal’in askerlerine “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!” emri cephenin kaderini değiştirmiştir.

Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları’dan sonra 1916’da Edirne ve Diyarbakır’da görev aldı. 1 Nisan 1916’da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis’in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep’teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917’de İstanbul’a geldi. Velihat Vahidettin Efendi’yle Almanya’ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyehatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad’a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918’de Halep’e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918’de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918’de İstanbul’a gelip Harbiye Nezâreti’nde (Bakanlığında) göreve başladı.

Mondros Mütarekesi’nden sonra İtilaf Devletleri’nin Osmanlı ordularını işgale başlamaları üzerine; Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. 22 Haziran 1919’da Amasya’da yayımladığı genelgeyle “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını ” ilan edip Sivas Kongresi’ni toplantıya çağırdı. 23 Temmuz – 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 – 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi’ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919’da Ankara’da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı’nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.

Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919’da Yunanlıların İzmir’I işgali sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması’nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu’nu paylaşan I. Dünya Savaşı’nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye – ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı.

Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Kurtuluş Savaşının önemli aşamaları şunlardır:

Sarıkamış (20 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü’nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı.

Çukurova, Gazi Antep, Kahraman Maraş Şanlı Urfa savunmaları (1919- 1921)

I. İnönü Zaferi (6 -10 Ocak 1921)

II. İnönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921)

Sakarya Zaferi (23 Ağustos-13 Eylül 1921)

Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer (26 Ağustos 9 Eylül 1922)

Sakarya Zaferinden sonra 19 Eylül 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal’e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması’yla sonuçlandı. Böylece Sevr Antlaşması’yla paramparça edilen, Türklere 5-6 il büyüklüğünde vatan bırakılan Türkiye toprakları üzerinde ulusal birliğe dayalı yeni Türk devletinin kurulması için hiçbir engel kalmadı.

23 Nisan 1920’de Ankara’da TBMM’nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu müjdelenmiştir. Meclisin Türk Kurtuluş Savaşı’nı başarıyla yönetmesi, yeni Türk devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922’de hilâfet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlı İmparatorluğu’yla yönetim bağları koparıldı. 13 Ekim 1923’te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Atatürk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet’in ilk hükümeti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ve “Yurtta barış cihanda barış” temelleri üzerinde yükselmeye başladı.

Atatürk Türkiye’yi “Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak” amacıyla bir dizi devrim yaptı. Bu devrimleri beş başlık altında toplayabiliriz:

  1. Siyasal Devrimler:
    · Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
    · Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)
    · Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)
  2. Toplumsal Devrimler:
    · Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934)
    · Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)
    · Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)
    · Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934)
    · Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934)
    · Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü (1925-1931)
  3. Hukuk Devrimi:
    · Mecellenin kaldırılması (1924-1937)
    · Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937)
  4. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler:
    · Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924)
    · Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928)
    · Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931-1932)
    · Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933)
    · Güzel sanatlarda yenilikler
  5. Ekonomi Alanında Devrimler:
    · Aşârın kaldırılması
    · Çiftçinin özendirilmesi
    · Örnek çiftliklerin kurulması
    · Sanayiyi Teşvik Kanunu’nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması
    · I. ve II. Kalkınma Planları’nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması

Soyadı Kanunu gereğince, 24 Kasım 1934’de TBMM’nce Mustafa Kemal’e “Atatürk” soyadı verildi.

Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM Başkanlığına seçildi. Bu başkanlık görevi, Devlet-Hükümet Başkanlığı düzeyindeydi. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi ve Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927,1931, 1935 yıllarında TBMM Atatürk’ü yeniden cumhurbaşkanlığına seçti.

Atatürk sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. İlgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye’yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını komutanlarını ağırladı.

15-20 Ekim 1927 tarihinde Kurtuluş Savaşı’nı ve Cumhuriyet’in kuruluşunu anlatan büyük nutkunu, 29 Ekim 1933 tarihinde de 10. Yıl Nutku’nu okudu.

Atatürk özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923’de Latife Hanımla evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü. Çocukları çok seven Atatürk Afet (İnan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı çocukları himayesine aldı. Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı.

1937 yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kızkardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil ve Tarih Kurumlarına pay ayırdı. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine aşırı ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Sakarya adlı atıyla, köpeği Fox’a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Akşam yemeklerine devlet ve bilim adamlarını, sanatçıları davet eder, ülkenin sorunlarını tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği’ne gider, çalışmalara bizzat katılırdı.

Fransızca ve Almanca biliyordu. 10 Kasım 1938 saat 9.05’te yakalandığı siroz hastalığından kurtulamayarak İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda hayata gözlerini yumdu. Cenazesi 21 Kasım 1938 günü törenle geçici istirahatgâhı olan Ankara Etnografya Müzesi’nde toprağa verildi. Anıtkabir yapıldıktan sonra nâşı görkemli bir törenle 10 Kasım 1953 günü ebedi istirahatgâhına toprağa verildi.

Send this to a friend