Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Geleceğe ilişkin tüm planlarımızı, programlarımızı, hesaplarımızı millî iradenin üstünlüğüne olan teslimiyetimizle yapıyoruz” Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Geleceğe ilişkin tüm planlarımızı, programlarımızı, hesaplarımızı millî iradenin üstünlüğüne olan teslimiyetimizle yapıyoruz” için yorumlar kapalı 88062

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Vesayetten Demokrasiye Millî İrade Sempozyumu’nda yaptığı konuşmada, “Bir daha bu ülkede, demokrasi ve millî irade ile darbe ve vesayet kesinlikle yan yana gelmeyecektir. Ülkemizin ve milletimizin kazanımlarına sıkı sıkıya sahip çıkacağız. Geleceğe ilişkin tüm planlarımızı, programlarımızı, hesaplarımızı millî iradenin üstünlüğüne olan teslimiyetimizle yapıyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda düzenlenen Vesayetten Demokrasiye Millî İrade Sempozyumu’na katılarak bir konuşma yaptı.

İnsanlık tarihinde coğrafi ve kültürel zemini olan pek çok yönetim biçimi olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yönetim sistemleri içinde hangi uygulama biçimiyle hayata geçerse geçsin millî iradenin üstünlüğüne dayalı olanların ayrı bir yeri bulunduğunu belirterek, “Modern demokrasi de Avrupa’da yaşanan oldukça uzun ve kanlı arayışın ardından geliştirilmiş bir yönetim biçimidir. Özellikle son bir asra damgasını vuran demokrasi, oldukça geniş yelpazede, farklılıkları da içeren zengin bir uygulama alanına sahiptir” diye konuştu.

“HİÇBİR DARBE MEŞRU, MİLLÎ, MASUM, ONURLU DEĞİLDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin de bu sürece en erken katılan ülkeler arasında olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti: “İstiklal Harbi’nin ardından nazari olarak millî iradeye dayalı bir yönetim biçimini benimsemiş olsak da gerçek demokrasiye ulaşmak için bir müddet daha beklememiz gerekmiştir. Ülkemizde demokrasi, çok partili siyasi hayata geçişle birlikte tüm kural ve kurumlarıyla işlemeye başlamıştır. Ancak bu süreç de oldukça zorlu ve sıkıntılı yürümüştür. Şöyle dönüp 1950’den bugüne kadarki yakın tarihimize baktığımızda ülkemizin demokrasi tecrübesinin darbeler, cuntalar, vesayet lekeleriyle dolu olduğunu görüyoruz. Milletimizin özgürlüğüne ve kalkınmasına engel olan siyaset mühendislikleri, toplum mühendislikleri, zorbalıklar, sinsi tuzaklar ve daha nice oyunlar yaşadık. Bedelini demokraside ve ekonomide geri kalmışlık olarak, evlatlarımızın darağaçlarında, terörle mücadelede, terör saldırılarında canlarını vermeleri olarak ödediğimiz bu süreci asla unutmayacağız. Milletimizin tarihine kültürüne, değerlerine, inancına karşı adeta savaş açanların amaçlarını ve yöntemlerini de asla unutmayacağız. Her şeyden önce şu gerçeği ülkemizdeki istisnasız herkesin kabul etmesi gerekir. Türkiye’de bugüne kadar yapılmış veya teşebbüs edilmiş hiçbir darbe, şunu bilmemiz lazım ki özellikle vesayetin hiçbir oyunu, meşru değildir, millî değildir, masum değildir, onurlu değildir.”

“MİLLETİMİZ 15 TEMMUZ’DA GÖSTERDİĞİ KAHRAMANLIKLA, KİRLİ VE KANLI SENARYOLARLA HESAPLAŞMIŞTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, her darbenin bir önceki darbenin eksiklerini, yarım bıraktıklarını, başaramadıklarını tamamlamak amacıyla gerçekleştirildiğine dikkati çekerek, şöyle konuştu: “Vesayet dediğimiz yapı da darbeciler tarafından kurulan nizamın çeşitli yol ve yöntemlerle bürokrasi ve sivil siyaset çatısı altında sürdürülmesinden ibarettir. Türkiye’yi kendi başına bırakılamayacak kadar önemli bir yer olarak tarif edenler, ülkemizi doğrudan ve dolaylı ama mutlaka vasiler eliyle yönetmek için her yolu denemişlerdir. Milletimiz 15 Temmuz’da gösterdiği cesaret ve kahramanlıkla ortaya koyduğu dirayetli duruşla geçmişteki işte bu kirli ve kanlı senaryolarla da hesaplaşmıştır. Yine o gece görülmüştür ki millet kıyama kalktığı zaman darbecilerin tankı da topu da silahı da medyası da uluslararası destekleri de hiçbir işe yaramıyor.”

“PEK ÇOK SANCILI MESELENİN KÖKÜNDE 12 EYLÜL’DE TOHUMLARI ATILAN SOSYAL ÇARPIKLIKLAR VARDIR”

12 Eylül’ün, Yunanistan’ın NATO’ya ve Avrupa Birliği’ne tam üyeliğinin yolunu karşılıksız açan kararlarının uluslararası etkilerinin, Doğu Akdeniz’de ve Ege’de bugün hâlâ tüm ağırlığıyla yaşandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlar 12 Eylül projesinin ülkemize maliyetlerinden sadece bazılarıdır. Daha da ötesine geçerek söylüyorum; son dönemde sıkça gündeme getirilen pek çok sancılı meselenin kökünde yine 12 Eylül’de tohumları atılan sosyal çarpıklıklar ve sapkınlıklar vardır. Gençlerimizin tarihleriyle, kültürleriyle, siyasi ve sosyal meselelerle ilgilenmektense sapkın hayat biçimlerine, ahlaksızlığa, lümpenliğe teşvik edilmesi 12 Eylül’ün ülkemize bıraktığı kötü mirastan birisidir” değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, darbe ve vesayet düzeninin, Türkiye’ye doğrudan müdahalenin ağır sonuçlarıyla karşılaşmak istemeyenlerin hep vazgeçilmez araçları olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu sadece Türkiye’nin sorunu mudur? Hayır. Ülkemizde her darbeden sonra yeniden inşa edilen yönetim sistemi de bu gayeyle düzenlenmiştir. Sistemin en kritik unsurları, milletin istiklalini ve istikbalini güvence altına almak değil, senaryonun daha sonraki adımlarını kolaylaştırmak amacıyla tesis edilmiştir. Üzerinde darbe veya vesayet gölgesi olmayan tek köklü değişim, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçişimizdir. Bu, ciddi manada bunları rahatsız etmiştir. Tarihimizde ilk defa yönetim sistemimizi doğrudan milletin tercihiyle böylesine kapsamlı bir şekilde değiştirme başarısını hamdolsun biz gösterdik. Elbette bu safhaya kolay gelmedik.”

“18 YILDA MİLLETİN DEMOKRASİ VE KALKINMA ÖZLEMİNİ DİNDİRECEK PEK ÇOK REFORMU HAYATA GEÇİRDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 18 yılda milletin demokrasi ve kalkınma özlemini dindirecek pek çok reformun hayata geçirildiğine değinerek, şöyle konuştu: “Darbe döneminin mirası pek çok kurumu, kuralı, uygulamayı halkımızın beklentileri doğrultusunda yeniden oluşturduk. Bir yandan ülkemizin 81 vilayetinin tüm altyapı ve hizmet ihtiyaçlarını karşılarken, diğer taraftan ileri demokrasiyi inşa ettik. Türkiye, bu iki güçlü motorun etkisiyle hızla toparlanıp Cumhuriyet döneminin tamamında yapılanların katbekat üstünde skorlara imza attı. Temel altyapı ve hizmetler alanında eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye, adaletten güvenliğe her alanda ülkemizi gelişmiş devletler seviyesine çıkartan pek çok yatırımı hayata geçirdik. Ekonomide üretimden ihracata, büyümeden istihdama, finansmana kolay erişimden girişimciliğin desteklenmesine kadar pek çok kritik altyapı atılımını ardı ardına işte bu dönemde gerçekleştirdik. Kılık kıyafet, dil kültür, inanç alanında yasakları kaldırdık. Demokrasinin, hakların, özgürlüklerin, bütün bunların önündeki engelleri birer birer temizledik. Ülkemizin bu dengeli ve hızlı atılımlarını, çıtayı sürekli yükselterek iddialı bir vizyonun habercisi hâline dönüştürdük. Bütün bunları hamdolsun Cumhur İttifakı olarak Sayın Bahçeli ve arkadaşlarıyla el ele vererek gerçekleştirmeyi sağladık. Allah’a hamdolsun. Demek ki oluyor.”

Dayanışma olduktan sonra milletin yapamayacağı hiçbir şey olmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Artık çok daha büyük hedeflere ihtiyacımız olduğunu görerek, milletimizin ortak hayallerinin ifadesi olan 2023 hedeflerini ortaya koyduk. Bu vizyonu 2011 seçim beyannamemizin merkezine yerleştirerek, milletimize artık günü değil, geleceği düşünen, çeyrek asır sonrasının projelerini, planlarını yapan bir yönetime sahip olduğu mesajını verdik. Tabii bu mesajı milletimizle birlikte Türkiye’yi darbe ve vesayet aracılığıyla dilediği gibi yöneten, yönlendiren, sömüren odaklar da aldı. Ülkemizin son 7 yılının kesintisiz bir saldırı dalgasıyla ve buna karşı verdiğimiz mücadeleyle geçmesinin sebebi işte budur. Bizi hedeflerimizden uzaklaştırmak, yeniden darbe ve vesayet kısır döngüsüne hapsetmek için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Gezi olaylarından 17-25 emniyet-yargı darbe girişimine, bölücü örgütün çukur eylemlerinden güney sınırlarımızı kuşatma gayretlerine, 15 Temmuz’dan Akdeniz’deki gelişmelere kadar hepsi de bu sürecin birer parçasıdır. Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle akamete uğrattığımız her saldırıyı, farklı alanlarda yenileri izledi. Tıpkı darbe öncesi hazırlık süreçleri ve darbe dönemlerindeki sindirme uygulamaları gibi milletimizin kanını dökme dâhil çok farklı boyutları olan bu senaryoların hepsini de boşa çıkartmakta kararlıyız.”

“TÜRKİYE, YERLİ VE MİLLÎ POLİTİKALARINI ÇOK DAHA BÜYÜK KARARLILIKLA HAYATA GEÇİRİYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, güneyde koalisyon güçleriyle mücadele yürütüldüğüne işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bakıyorsunuz ki bir terör devleti oluşturulmaya çalışılıyor. Nerede? Suriye’de. Öbür tarafta bakıyorsunuz Libya’da karşımızda darbeci Hafter ve onun güçlerinin ne yazık ki Wagner diye paralı Abu Dabi yönetiminin desteklediği silahlı güçleri var. Bütün bunlarla beraber onların yanında bakıyorsunuz Fransa sürekli gündemde. İsim olarak anmak istemiyorum ama mecburum anmaya çünkü o, şahsımla çok uğraşıyor. Nedir o? Diyor ki ‘Türk Milleti’yle değil ama bizim Erdoğan’la sıkıntımız var.’ Sayın Macron, senin şahsımla daha çok sıkıntın olacak. Defalarca bunu zaten sana söyledim ama dinlemiyorsun. ‘Bak, senin tarih bilgin de yok’ dedim. Sen Fransa’nın tarihini de bilmiyorsun. Önce Türk Milleti’yle uğraşma, Türkiye’yle uğraşma. Afrika’nın tarihi adeta Fransa’nın tarihidir. Cezayir’de 1 milyon insanı öldüren sizsiniz. Ruanda’da 800 bin insanı öldüren sizsiniz. Siz bize insanlık dersi veremezsiniz, önce bunu öğren. Bunu, ben bizzat kendisine söyledim. ‘Bak, senin tarih bilgin yok. Önce bunları öğrenmen lazım’ dedim.

Biz ise bu Afrika’da bir insanın burnunu kanatmadık. Biz oralarda sadece acaba insanca nasıl destek, nasıl yardım veririz, bunları yaptık. Darbe ve vesayet güçlerinin örneği bunlar. Yıllarca besleyip büyüttükleri, günü gelince de sahaya sürdükleri kadrolar tasfiye oldukça Türkiye, yerli ve millî politikalarını çok daha büyük kararlılıkla hayata geçiriyor. Bunlar Libya’ya da çok çektirdiler. Libya’da bunlar 100 binlerce insanı öldürdüler. Bunu yaptılar. Bunlar bize insanlık dersi verebilir mi? Şimdi gelmiş Libya’ya niye girmek istiyor? Petrol için girmek istiyor. Afrika’nın diğer ülkelerine bunlar niye girmek istiyor? Elmas için girmek istiyor, altın için girmek istiyor, bakır için girmek istiyor, krom için girmek istiyor. Seyahatlerimde hep Afrikalı liderler bunu bana anlatmışlardı, bizzat kendileri. ‘Türkiye ise ecdadımız’. Biz, buralara gittiğimiz zaman sadece destek elimizi uzatırız.”

“BİZ BU DÜNYADA MİLLETİN GÜCÜNÜN ÜZERİNDE BİR GÜÇ GÖRMEDİK, TANIMADIK”

15 Temmuz gecesi televizyonlardan yaptığı konuşmada da söylediği gibi “Biz bu dünyada milletin gücünün üzerinde bir güç görmedik, tanımadık, tanımıyoruz.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son 200 yılda yaşadığı onca ağır kayıpların altında adeta beli bükülen Türk Milleti 15 Temmuz’da, zor şartlarda kurtarıp yeni devletini kurduğu vatan toprakları üzerinde istiklaline ve istikbaline bir kez daha sahip çıkmıştır” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, her kesimden vatandaşı, kamu görevlisi, siyasetçisiyle 15 Temmuz gecesinde onurlu duruş sergileyen insanların bu ülkenin tarihindeki ve milletin kalbindeki mümtaz yerini aldığını dile getirerek, bu tür bilimsel toplantıların ülkenin ve milletin uzun serencamının incelenmesine, araştırılmasına, analizine ve geleceğe ışık tutacak mesajlara dönüştürülmesine vesile olması temennisinde bulundu.

Bugün 12 Eylül olduğunu, bu tarihin herkes için takvim yapraklarındaki 365 sayfadan biri olmasının çok ötesinde bir anlam taşıdığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Türkiye bundan tam 40 yıl önce bir 12 Eylül sabahı gözlerini silahların gölgesi altında açmıştır. Köşe başlarında mevzilenmiş tanklar, sokakları kapatmış askerler, bunlar bizim evlatlarımızdı. Tanıdık bir felaketin habercisi gibiydiler. Türkiye bir askerî darbeye daha maruz kalmıştı. Bizim çocukluğumuza denk gelen ama bizden önceki neslin hayatının tam merkezine yerleşen 1960 darbesi ve ardından gelen felaketler bugün hâlâ yürekleri dağlıyor. Bizim gençliğimizin henüz başında gerçekleşen 1971 muhtırası daha çok siyasi sonuçlarıyla hafızamızda yer etti. Gençliğimizin tam ortasına denk gelen 12 Eylül darbesi ise öncesi ve sonrasıyla öylesine kanlı, öylesine derin yaralara yol açmıştır ki nesiller boyunca unutulması mümkün değildir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, darbe yıllarının ülkenin, gözaltına alınıp en ağır işkencelerden geçirilen insanların, her biri zulüm makinesi olarak çalıştırılan cezaevlerinin, darağaçlarına gönderilen gençlerin acısıyla kavrulduğu bir dönemi ifade ettiğini kaydetti. Bugün artık herkesin 12 Eylül darbesinden önce ülkenin siyasi kamplara bölünmesi her gün onlarca insanın öldürülmesi gibi hadiselerin hiçbirinin kendi dinamiği içinde ortaya çıkmadığını bildiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu gelişmelerin hepsinin darbeye zemin hazırlamak ve toplumsal meşruiyet oluşturmak için yazılan bilinçli bir senaryonun ürünü olduğunu dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde ‘ülke 70 sente muhtaç’ diye hafızalara kazınan ekonomik çöküntünün de darbeye giden yola özellikle döşenen taşlardan biri olduğunu belirterek, “Darbe haberi Washington’a ulaştığında birilerinin ‘Bizim çocuklar başardı’ demesi, 12 Eylül’ün gerisindeki karanlık yüzü ifade ediyordu. Hiç şüphe yok ki 15 Temmuz gecesi birileri yine aynı mekânlarda ‘Bizim çocuklar yine başardı’ demek için bekliyordu” dedi.

“EVİNİ GEÇİNDİRMEKTE ZORLANAN, GELECEĞİNDEN UMUDUNU KESEN BİR TOPLUM DARBEYE DİRENEMEZ”

İnsan hayatında çok uzun zaman olan 40 yılın ülke ve toplum hayatında kısa olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 Eylül darbesine güzellemeler dizenlerin her fırsatta öne sürdükleri anayasa referandumu sonucunun da bu perspektiften doğru şekilde okunması gerektiğini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, can güvenliği kalmayan, evini geçindirmekte zorlanan, geleceğinden umudunu kesen bir toplumun elbette darbeye direnemeyeceğini belirterek, böyle de olduğunu dile getirdi.

12 Eylül rejiminin anayasasının çok yüksek bir oy oranıyla kabul edilmesinin de darbenin meşruiyetinden ziyade milletin içine sürüklendiği umutsuzluk ikliminden bir an önce kurtulmak isteğinin tezahürü olarak görülmesi gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1983 seçimlerinin darbecilerin işaret ettiği siyasi parti yerine rahmetli Turgut Özal’ın kurduğu partinin zaferiyle sonuçlanmasının da bu çerçevede değerlendirilmesinin doğru olacağına işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu dönem konusunda kimi çevrelerin özellikle kendilerine göre bir farklı yorum oluşturmaya çalıştığını dile getirerek, şöyle konuştu: “Bu tür bir resim ne olursa olsun tarih hükmünü, ülkemizin yaşadığı en ağır ve acı darbe olarak vermiştir. Türkiye’yi 12 Eylül darbesine hazırlayan karanlık odak, hiç şüphesiz darbe sonrasının planlamasını da yapmıştır. Darbecilerin bir sağdan, bir soldan diyerek idam sehpasına çıkardığı gençlerin temsil ettiği dinamik toplumsal fikri yapı yerine ülkemizin hâlâ çözmeye ulaştığı sorunların tohumları atıldı. Askeri rejimin sol grupları sert bir şekilde tasfiye etmesinin amacının yıllarca ülkemizin başına bela olan PKK’nın gelişip büyümesinin önündeki engelleri kaldırmak olduğu anlaşılıyor. Yine askeri rejimin bu ülkenin milli ve yerli tüm unsurlarının birikimlerini yok etme gayretinin de FETÖ’nün önünü açmak için olduğunu bugün daha iyi görebiliyoruz.”

“ÜLKEMİZİN FİKİR HAYATI 12 EYLÜL DARBESİNDEN SONRA HİÇBİR ZAMAN ESKİSİ KADAR CANLI OLAMADI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sahneye konulan senaryoyu somutlaştırmak bakımından vereceği örneğin çok daha açıklayıcı olacağını ifade ederek, Anadolu’nun küçük bir ilindeki Millî Türk Talebe şubesinin 12 Eylül darbecileri tarafından kapatıldığını, şehrin merkezindeki bir pasajın içinde yer alan şube binasının önce camlarının kırıldığını, mobilyalarının da odun niyetine sobada yakılıp tahrip edildiğini aktardı. Bununla kalınmayıp şube binasındaki yılların birikimi olan fikir kitapları ve dergilerin de sobada yakılarak ortadan kaldırıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yerli ve millî zihin yapısına sahip nesillerin yetişmesine katkı sağlamış nice eserler bilinçli bir şekilde ateşe atılıp imha ediliyor. Bu kitaplar ve dergileri yanmaktan kurtarmak isteyenler ise derhâl gözaltına alınıp hapse atılıyor. Bu sıradan bir kitap düşmanlığı veya vandallık eylemi değildir. Amaç milletimizin değerlerini oluşturan ve nesilden nesle aktarılan hafızanın, birikimin bilincin, maddi alt yapısını tümüyle yok etmektir. Nitekim ülkemizin fikir hayatı 12 Eylül darbesinden sonra hiçbir zaman eskisi kadar canlı olamadı” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun yerine gençlerin zihinlerinin neredeyse tamamının tercümeye dayalı ideolojik akımların istilasına maruz bırakıldığını vurgulayarak, PKK eliyle oluşturulan güvenlik kaygısının da uzun bir süre siyasi ve sosyal çatlakları genişletmenin zemini, topyekûn sistemi bloke etmenin gerekçesi olarak kullanıldığını anlattı.

“BİZ BİZE YETERİZ, BU ÜLKE KENDİNE YETER”

Milletin adeta hayat damarları olan dini hassasiyetlerinin, toplumsal dayanışma hasletlerinin, kültürel birikiminin, eğitim faaliyetlerinin, FETÖ ve benzeri sapkın yapılar öne çıkartılarak lekelenmeye çalışıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Ekonomi ardı ardına yaşatılan krizlerle sürekli zayıf tutularak IMF’ye muhtaç ve mahkûm hâlâ getirildi. Bunu bizzat şahsım yaşadı. Göreve geldiğimizde IMF’ye olan borç 23,5 milyar dolardı ve hamdolsun 2013’te IMF’ye olan bu borcu sıfırladık. IMF borcumuz falan kalmadı. Ama ana muhalefet ‘Bak ekonomik sıkıntılarımız var, durmayın, IMF’ye müracaat edin, oradan yine borç alın, bu ülke ayakta kalsın.’ Artık bizim IMF diye bir kapımız yok, biz bize yeteriz, bu ülke kendine yeter.”

Koronavirüs sürecinde 150’ye yakın Afrika ve dünya ülkesine destek verdiklerini hatırlatan, bu desteği insani ve vicdani görev olduğu için verdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz onlardan daha zengin değildik ama verdik ve bundan sonra da vereceğiz. Bizim ecdadımızdan aldığımız terbiye bu. Bundan sonra da yapacağımız bu. Ey Macron, sen ne yaptın? Şu anda dirsek teması içinde oldukların ne yaptı? Sen onu söyle” ifadelerini kullandı.

“ÜLKEMİZİN VE MİLLETİMİZİN KAZANIMLARINA SIKI SIKIYA SAHİP ÇIKACAĞIZ”

Türkiye’nin Meclisiyle, Cumhurbaşkanlığıyla, yargısıyla, bakanlıklarıyla, kurumlarıyla, özellikle ordusu ve diplomasisi ile kendi oyun planlarını uyguladıkça, hedeflerine çok daha hızlı bir şekilde ilerlemeye başladığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “İşte şu anda burada adalarda, vesaire, Yunanistan’ın yaptıklarına bakın. Neye güvenerek yapıyor bunları? İşte bazı kendisine destekler vereceğini vaat edenlere güveniyor onlarla beraber adaların etrafında korvetlerle dolaşıp duruyorlar, zodyaklarla dolaşıp duruyorlar. Yanlış iş yapıyorsunuz, bu yollara girmeyin. Hepten yalnız kalırsınız. Yeri geldiği zaman ‘komşu, komşu, komşu…’ diyorsun, o zaman komşuluğun hakkını ver, yanlış yollara girme. Hamdolsun biz kendi kararımızı kendimiz veriyoruz. Bunları da dirayetle hayata geçiriyoruz. Gerektiğinde her türlü mücadeleye girebilen bir Türkiye var artık. Her ne kadar hâlâ ülkemizde azımsanamayacak sayıda darbe ve vesayet özlemcisi varsa da milletimizin bunlara fırsat vermeyeceğine inanıyoruz. Bir daha bu ülkede, demokrasi ve millî irade ile darbe ve vesayet kesinlikle yan yana gelmeyecektir. Ülkemizin ve milletimizin kazanımlarına sıkı sıkıya sahip çıkacağız. Geleceğe ilişkin tüm planlarımızı, programlarımızı, hesaplarımızı, millî iradenin üstünlüğüne olan teslimiyetimizle yapıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin hak, hukuk, özgürlük, demokrasi, kalkınma mücadelesinde emeği geçen, katkısı olan, canı pahasına bu yoldan dönmeyen tüm siyasetçilere, fikir adamlarına, toplum önderlerine, milletin her bir ferdine şükranlarını sundu.

Cumhuriyetin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal’den, şehit Başbakan Menderes’e, merhum Özal’dan, Erbakan ve Türkeş’e kadar milletin istiklali ve istikbali için çalışmış büyükleri rahmetle yâd eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabbimden, bizleri de hayırla yâd edilenler arasına katmasını diliyorum. İçinde bulunduğumuz Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın tüm bu hakikatlerin inşallah mücadelelerin ve değerlerin sembolü olarak asırlar boyunca misyonunu yerine getireceğine inanıyorum. Ülkemizin Yassı Ada duruşmalarında tutuklulara ‘Sizi buraya tıkan idare böyle istiyor’ diyen bir yargı anlayışından, 15 Temmuz’da darbecilere karşı derhâl harekete geçen bir yargı anlayışına ulaşmış olması gerçekten çok büyük bir ilerlemedir. Bu vesileyle 15 Temmuz sonrası darbe yargılamalarını titizlikle yürüten yargı mensuplarımızın tamamını tebrik ediyorum. Bu davalarda fedakârca görev üstlenen avukatlarımıza da teşekkürlerimi sunuyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, baro tartışmaları ve teröre verilen destekler sebebiyle son günlerde sıkça tartışma konusu olan avukatların kahir ekseriyetinin ülkesine, milletine, hakka, hukuka, samimiyetle bağlı olduğunu bildiğini, bu anlayıştaki avukatların barolarda ve diğer sivil toplum faaliyetlerinde çok daha aktif hâle gelmeleriyle yargının tüm unsurlarının millet nezdindeki itibarı ve güvenilirliğinin daha da artacağını söyledi.

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “100.Yılında İstiklal Marşı Sergisi”nin açılışını yaptı Cumhurbaşkanı Erdoğan, “100.Yılında İstiklal Marşı Sergisi”nin açılışını yaptı için yorumlar kapalı 88023

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Şeref Holü’nde düzenlenen “100.Yılında İstiklal Marşı Sergisi”nin açılış programına katılarak, davetlilere hitap etti.

“Burdur Mebusu, Millî Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u bir kez daha rahmetle, minnetle, özlemle yâd ediyorum” diyerek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sergiyi hazırlayarak merhum Ersoy’un hatırasına sahip çıktıkları için TBMM Başkanlığı ve Çanakkale Valiliği’ne teşekkür etti.

İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy’un son bir asırdır bu topraklarda yetişen büyük şahsiyetlerin başında geldiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “İstiklal mücadelemizin ve ilim-irfan geleneğimizin sembollerinden olan Mehmet Akif, ebedileşen eserleri, mücadeleci kişiliği, derin ilmi ve örnek ahlakı ile aziz milletimizin gönlünde müstesna bir yer edinmiştir. Milletimize ‘İstiklal Marşı’ gibi bir bağımsızlık beyannamesi kazandırmanın yanında Akif; yaşantısıyla, duruşuyla, vakarıyla’ ‘Safahat’ gibi hâlâ aşılamamış eseriyle gerçek bir İslam münevveridir. Mehmet Akif, Türkçe’yi harikulade kullanan, en derin düşünceleri en veciz ifadelerle buluşturan özel bir şairdir. Edebiyatımızda Mehmet Akif kadar hayatı şiire, şiiri de hayata, tıpkı bir nakkaş inceliğinde işleyen başka bir şaire rastlayamazsınız. Merhum Akif, inandığı gibi yaşayan, yaşadığı gibi yazan, gerektiğinde de bunların bedelini ödemekten çekinmeyen bir doğruluk timsalidir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum Ersoy’un Birinci Cihan Harbi’nde Teşkilatı Mahsusa görevlisi olarak Berlin’den Balkanlara, Şam’dan Lübnan’a coğrafyamızın dört bir yanında İttihad-ı İslam’ın sancaktarlığını yaparak, aynı zamanda bir direniş önderi olduğunu anlattı.

“İSTİKLAL MARŞI, AİDİYETİMİZİN, İSTİKLAL VE İSTİKBAL ANLAYIŞIMIZIN REMZİDİR”

Mehmet Akif Ersoy’un, Balıkesir Zağanos Paşa Camii ve Ankara Taceddin Dergâhı’ndan millete seslenerek ümitsizliğe karşı azmin, karamsarlığa karşı dirayetin, teslimiyete karşı hürriyetin sembolü olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum Ersoy’un Kastamonu Nasrullah Camii’ndeki vaazından “Aramıza sokulan fitneleri, fesatları, fırkacılıkları, daha bin türlü ayrılık-gayrılık sebeplerini ebediyen çiğneyerek el ele, baş başa vereceğiz. Hep birlikte çalışacağız. Müslümanlar vahdete, birliğe, cemaate sarılmadıkça ahiretlerini olduğu gibi dünyalarını kurtaramazlar” sözlerini hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum Ersoy’un pek çok vaazıyla millî mücadelenin manevi ve fikri cephesini inşa ettiğini kaydederek, “Milletimizin karakterini ve ruh dünyasını, hürriyet ve özgürlük tutkusunu, millî ve manevi değerlerini en güzel şekilde ifade ettiği İstiklal Marşı ile o karanlık günlerde insanımıza moral, cesaret ve umut aşılamıştır. 12 Mart’ta kabul edilişinin 100’üncü yıl dönümünü idrak edeceğimiz İstiklal Marşı, bizim aidiyetimizin, istiklal ve istikbal anlayışımızın remzidir” dedi.

Mehmet Akif Ersoy’un, müşfik kalplerin olduğu kadar, zulme boyun eğmeyenlerin, haksızlık karşısında susmayanların da şairi olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mehmet Akif, bizim olduğu kadar ‘medeniyet denilen tek dişi kalmış canavarın’ pençesinde inleyen tüm mazlumların da şairidir. Tüm bu vasıflarından ötürü Mehmet Akif, milletimizin her ferdinin sahip çıktığı, bağrına bastığı, baş tacı ettiği ortak bir değerimizdir. İnşallah yazdıkları ve mücadelesiyle de bu milletin gönlünde ebediyete kadar millî bir kahraman olarak kalmaya devam edecektir” diye konuştu.

“İSTİKLAL MARŞIMIZI, 84 MİLYONU BULUŞTURAN BİR MİLLÎ MUTABAKAT METNİ OLARAK GÖRÜYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum Ersoy’un eserleri, fikirleriyle arkasında bir hazine bıraktığını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “O, bu millete eşsiz bir İstiklal Marşı armağan etmiş, bu Marş da tam 100 yıldır yeryüzünün farklı milletlerine kurtuluş yolunda bir rehber olmuştur. İstiklal Marşımız, her okuyanın, sözlerini her anlayanın yüreğinde aynı hissiyatı, aynı coşkuyu doğuran bir hürriyet meşalesidir. İstiklal Marşımızı, sadece bağımsızlığımızın bir timsali olarak değil, 84 milyonu buluşturan bir millî mutabakat metni olarak da görüyoruz. Bu ülkede siyasi fikirlerimiz, görüşlerimiz, mezheplerimiz, meşreplerimiz farklı olabilir. Ama 84 milyonun tamamı için İstiklal Marşı ortak bir buluşma noktasıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstiklal Marşı’nın kabul edilişinin 100’üncü yıl dönümü olan 2021 senesinin, Meclis’teki beş siyasi partinin ortak teklifiyle “İstiklal Marşı Yılı” ilan edildiğini anımsatarak, “Siyasi yelpazenin farklı kanatlarındaki tüm partiler, görüş ayrılıklarını bir tarafa bırakıp, bu teklife destek verdi. Bir asır önce Anadolu adeta bir yangın yeriyken sağlanan millî mutabakat, İstiklal Marşımız etrafında Yüce Meclisimizin çatısı altında bir kez daha tesis edildi. Güncel siyasetin tüm gerginliklerine rağmen, İstiklal Marşımız özelinde kurduğumuz bu dayanışmayı önemli görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Çok küçük bir kesimde olsa bazı çevrelerin İstiklal Marşı’nı gururla söylemekten rahatsızlık duyduğunu da bildiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletten aldığı vekâleti bölücü terör örgütünün Kandil’deki baronlarına peşkeş çekenler, bu rahatsızlıklarını açıkça ifşa etmekten de çekinmiyor. İstiklal Marşı’na kekre bakan bir zihniyetin, aynı zamanda bu milletin istiklal ve istikbaliyle de sıkıntısı olduğu açıktır. Ancak, biz onlara rağmen bağımsızlığımızın üzerine titremeye devam ediyoruz” dedi.

“İSTİKLAL MARŞIMIZIN BİZE VAZETTİĞİ DEĞERLERE NE KADAR SIKI SARILIRSAK, GELECEĞİMİZE DE O DERECE GÜVENLE BAKABİLİRİZ”

“Nasıl 100 yıl önce Sevr’i yırtıp atmışsak; bugün de FETÖ, DEAŞ, PKK gibi taşeronlar aracılığıyla ülkemize dayatılmaya çalışılan modern Sevrleri yırtıp atıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamalarında şunları kaydetti: “Terör paçavralarına selam duranlara inat, bağımsızlığımızın timsali ay yıldızlı al bayrağımıza canımız pahasına sahip çıkacağız. Millî mutabakat metnimiz olan İstiklal Marşımızı daha gür bir edayla, çok daha büyük bir coşkuyla söylemeyi sürdüreceğiz.84 milyonun tamamını ‘Türkiye ortak paydasında’ buluşturarak, yarınlarımızı hep birlikte inşa edeceğiz. İstiklal Marşımızın bize vazettiği değerlere ne kadar sıkı sarılırsak, geleceğimize de o derece güvenle bakabileceğimize inanıyorum. İçinde bulunduğumuz 2021 yılını, millet olarak ebedi ve ezeli kardeşliğimizi güçlendirdiğimiz bir fırsata dönüştürmemiz büyük önem arz ediyor. Hiç şüphesiz bunun yolu da öncelikle ‘korkma’ diye başlayan o muhteşem dizeleri kaleme alan şairin hayatını öğrenmekten ve öğretmekten geçiyor İstikbalimizin teminatı olan gençlerimiz başta olmak üzere, toplumumuzun tüm kesimlerinin Mehmet Akif’i tanımalarını, onun hayatını, mücadelesini, uğruna sürgünleri göze aldığı prensiplerini çok iyi kavramalarını arzu ediyoruz. İnşallah 2021 senesini vesile kılarak, hep birlikte bunu başaracağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışı yapılan sergiyi, milletvekili sıfatı da olan Mehmet Akif Ersoy’u hakkıyla anma, ona olan şükran borcunu bir nebze olsun ödeme yolunda atılmış kıymetli bir adım olarak gördüğünü söyledi.

Vatandaşları, özellikle de gençleri sergiyi görmeye davet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Büyük dava adamı, şair, mütefekkir, münevver Mehmet Akif Ersoy’u bir kez daha hürmetle yâd ediyorum” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini “Tıpkı Mehmet Akif gibi ‘Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın’ diye dua ediyorum. Bu gece idrak edeceğimiz Miraç Gecenizi tebrik ediyor, Rabbim’den bu mübarek geceyi milletimizle birlikte tüm insanlığın selametine vesile kılmasını niyaz ediyorum” diyerek tamamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından açılışın ardından “100.Yılında İstiklal Marşı Sergisi”nin açılış kurdelesini keserek, TBMM Başkanı Mustafa Şentop ve Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ile birlikte sergiyi gezdi.

Türkiye Kahraman Şehitlerini Uğurluyor Türkiye Kahraman Şehitlerini Uğurluyor için yorumlar kapalı 88024

Bitlis’teki helikopter kazasında şehit olan 11 Kahraman askerlerimiz için Ankara’da devlet töreni düzenlenecek. Törene Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katılacak.

Bitlis’te meydana gelen helikopter kazasında şehit olan 11 Kahraman askerimize veda… Türkiye şehitlerini uğurluyor. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın da katıldığı tören Elazığ’da gerçekleşti. Bitlis’te kaza yapan helikopterde kaybettiğimiz ve 11 şehidimiz için memleketlerine gönderilmeden önceki son görev yerine getiriliyor.
Bitlis’teki helikopter kazasında şehit olan 11 asker için ilk Elazığ Havalimanı’nda tören düzenlendi.

Törene, kahraman şehitlerin aileleri ve yakınları ile Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı ve yetkililer katıldı. Saygı duruşu sonrası 11 şehidin öz geçmişleri okunarak, dua edildi.

Bitlis’te meydana gelen helikopter kazasında şehit olan Kahraman Mehmetçiklerimizin acısı yüreklerimizi dağladı. Aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifa diliyoruz. Milletimizin başı sağ olsun

Send this to a friend